11 Haziran 2010

Vuvuzela



Dünya kupası güzel başladı, öncelikle Batuğ abi ve Muyu'ya teşekkürler. Hıncal Uluç tarzı marjinallik peşinde değilim ancak bu vuvuzela meselesinde bizim, batılıların, Avrupalıların, modern toplumun, artık adını ne koyarsanız onun verdiği tepkinin biraz fazla abartıldığını düşünüyorum. 90 dakika boyunca arı vızıltısı kabilinden bir sesin çok da hoşgörüyle karşılanabilecek bir şey olmadığının da farkındayım ama aynı haltı kendi salonlarımızda, basket maçlarında biz de yapmıyor muyuz? Aşağıda gördüğünüz fotoğraftaki aleti herhangi bir statta, salonda hayatı boyunca görmediğini iddia edecek biri var mı?


Doğu Avrupa'da oynanan Uefa kupası (Avrupa ligi) veya CL maçlarında benim en çok sinirimi bozan şeydir bu aletler. Yerli yersiz çalınır, öyle yerel bir olay da değildir G. Afrika'daki gibi. (Onların yerelliği de 30-40 sene öncesine dayanıyor ya neyse) Arkadaşının kulağının dibine gelip öttüren eşşek sıpaları şimdi vuvuzela'ya küfreder olmuş. İkiyüzlülük böyle bir şey.

Benim sinirimi vuvuzela'dan daha çok Ömer Üründül bozuyor. Soweto'da yere para düşürürsün inşallah Ömer abi...

1 yorum:

Kaan Özaydın dedi ki...

o alet en azından böyle arı sesi çıkarmıyor. daha kalın bir ses. verdiği rahatsızlık vuvuzela ile karşılaştırılmaz. hem boş salonlarda basketbol izlemekten iyidir o sese katlanmak. aletin adı her neyse artık, ben bütün maç boyunca vuvuzela kadar organize olarak çalındığına rastlamdım. vuvuzelaya tercih edilir.