06 Haziran 2008

RG 2008 - Part 1 - Nadal vs Djokovic


Farkındayım, hiçbir şey yazamadım turnuva boyunca ki, Roland Garros'nun favori Grand Slam'im olması ve şu ana kadar yine harika bir turnuva oluyor olması gibi bahanelerimi kısıtlayan durumlar mevcut. Bahane kısmını sıcaklar ve klavyeyle aramdaki kişisel çekişmelerle geçiştirip, yazıya girmem gerekiyor artık , yoksa daha önce yaptığım gibi diğer başlamadan biten yazıların yanına gidecek bu satırlar da.

Bugün turnuvanın 13. günü. Bu 13 günde birçok şey oldu, mutlaka değinilmesi gereken, ama onları turnuva sonrası genel bir yazıyla toparlayacağım ki evet, bu sefer bunun sözünü verebilirim sanıyorum. Kafamda olan önümüzdeki maçlar hakkında bir iki kelam etmek.

Bayanlar finali dün belli oldu, özellikle Sırp yarı finali son yılların en iyi bayan maçlarından biriydi. Ama önceliği erkekler tablosuna vereceğim, ağır siklet bir maç bizi bekliyor çünkü.


Nadal vs Djokovic

Rafa yine inanılmaz gidiyor şu ana kadar tabloda. Kızıl toprağın onun için dolunay etkisi yapmasını anlatmayacağım tabi ki, bunu bir kez daha okumak için bana ihtiyacınız yok. Tek bir istatistik vereceğim onun hakkında. Yarı finale kadar oynadığı 5 maçta rakiplerine verdiği oyun sayısı sadece "25". Bu 5 set üzerinden oynanan bir Grand Slam turnuvası için maç başına rakibe 5 oyun vermek demektir ki, korkunç bir ortalama. Bu rakamı daha da korkunçlaştırabilirim isterseniz. Verdiği oyun sayısı her geçen gün düşüyor (9-5-5-3-4), bu rakamlar onun vitesi nasıl arttırdığının kanıtlarından biri. Ya da şöyle ifade edeyim. 5 maçta kırdığı 38 servis, 63 kere break point oynaması demek istediğimi daha kuvvetlendiriyor. Bunu turnuva bitimine kadar kesin olarak ifade edemem ama bu kesinlikle Rafa'nın oynadığı en iyi RG'lardan biri, belki de en iyisi. Turnuva öncesi geçen seneden beri devam eden o ayak sorunu devam ediyor deniyordu ama maçlarda hiçbir sorunu yok gibi oynuyor ama o bandaj orda durdukça insanın aklına soru işaretleri geliyor. Bu arada bir parantez açıp, Nadal'ın bu ayak sorununun altında kilosunun idealden fazla olması olabilir diye düşünüyorum, sadece bir fikir tabi ki doktor falan değilim.


Djokovic'in köşesine gidersek bu sefer, onun da en az Rafa kadar motive çıkacağını söylemek gerek. 2008'e harika girdi, kazandığı Avustralya Açık özgüvenini de yukarı çıkardı ki, Federer artık ensesinde sadece Nadal'ın nefesini duymuyor. Toprak sezonunu da fena geçirmiyor, 1 turnuva kazandı ve iki yarı final oynadı (yenildiği adamlar Federer ve Nadal'dı). Rafa tablosunda ilerlerken, Nole de boş durmadı. İlk maçının ilk setini Gremelmayr'a verdikten sonra tek bir set bile kaybetmedi.

İki tarafın da formda olduğunu biliyoruz, bunu son maçlarına bakan herhangi biri de rahatlıkla söyleyebilir. Peki farkları nedir, neye dikkat etmek gerekir biraz da buralara girelim. Nadal aslında çok farklı bir oyun ortaya koymuyor geçen seneden. Hala korta en hakim oyuncu, o kadar iyi savunma yapıyor ki bazı anlarda rakipleri en son ne zaman winner attıklarını maç sırasında unutabiliyor. Toprakta bu kadar iyi savunma yapabilmek için mental ve fiziksel olarak çok güçlü olmanız gerekli ki, Nadal zaten korta bu sıfatlar cebinde çıkıyor. İlk servislerinden %80'in üzerinde puan alması çok çok iyi bir yüzde ama tek sıkıntı noktası ilk servislerini oyuna sokma konusunda. Top-spin'li forehand'i bana göre tenis tarihine girmiş vuruşlardan biri.


Djokovic bu top-spin'li forehand'lerin tadına bir çok kez baktı. Dezavantajı mental olarak Nadal'dan daha zayıf olması. Daha önceki maçlarına dayanarak bunu söyleyebilirim. Toprakta Nadal'la 4 maç yaptılar şu ana kadar, hepsini kaybetti. Teselli olacaksa geçen ay ilk setini kazandı Hamburg'da Nadal'a karşı ama Hamburg'un Nadal'ın sevmediği toprak kortlardan biri olduğunu söylemem lazım. Geçen sene Hamburg'da finalde Federer'e kaybetmiş ve yenilmezlik serisi sona ermişti. O kortun diğer toprak kortlara nazaran daha hızlı olduğu biliniyor, kortun hızlanması her zaman için Nadal'ın dezavantajına.


Nole'ye geri dönersek, oyununu tahmin etmek gerçekten çok zor. Bu bakımdan biraz Federer'e benzetiyorum onu. Zayıf olduğu herhangi bir teknik özelliği yok. Federer için de yıllardır uygulanan taktik backhand'ine oynamaktır, halbuki backhand'i zayıf değildir Federer'in, sadece forehand'i o kadar inanılmazdır ki, iyi ama daha insani olan backhand'ine oynamak mantıklı gelir bir çok oyuncuya. Djokovic için de durum böyle. İyi bir servisi var, bana göre Agassi'den beri turun gördüğü ne iyi return'lere sahip, file önü oyunu var, güçlü bir çift el backhand'i var. Zorlandığını hissettiği anlarda olmadık şeyler deneyip, rakibin dengesini bozmayı seviyor. Yavaş tempodaki bir toprak maçında birden servis-vole oynamaya kalkışabiliyor.

Nole'nin son iki yılda RG'da Nadal'a elendiğini hatırlatalım. Favori tabi ki Rafa, hem de büyük favori. Nole hakkındaki en büyük soru işareti mental olarak maça ne kadar tutunabileceği. Nadal'la oynamak en soğukkanlı oyuncuyu bile çileden çıkartırken, Nole gibi bu tip durumlarda elektriklenebilen bir adam sıkıntı çekebilir.

2 yorum:

Onur dedi ki...

Nadal'ın bu mental üstünlüğünü anlayabilmek için çeyrek finalde vatandaşı Almagro ile oynadığı maçı seyretmiş olmak yeterli..

Maçın sadece 3. oyununda Almagro kırdırdığı servisinin ardından oyundan düştü. Emininm o anda Nadal'ın yüzündeki o meşhur poker suratını gördü ve "bitti" diye düşündü.. Ondan sonra Almagro maç boyunca sadece Nadal izin verdiği için 2 oyun daha alabildi..

Nadal, bu sene gerçekten her zamankinden de dominant RG'de. Djokovic bu maçı alırsa büyük sürpriz olur..

Bu arada, Nadal 4. turda 3, çeyrek finalde de yine 3 oyun kaybetti. yani (9-5-5-3-3) olacak..

Adsız dedi ki...

nadal 3-0 ile geçmeyi başardı djokovis'i