NBA Draft etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
NBA Draft etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ağustos 2009

Rubio Barcelona'da

Meselenin tadı kaçmaya başlamıştı, güzel oldu bu haber. E ben olsam, ben de Minnesota'ya gideceğime Barcelona'ya giderdim!

Rubio için Joventut'a ödenen bonservis 3.7 milyon euro. Sözleşme 6 yıllık, 2011'de NBA'e gitmek isterse de Barcelona'dan kolaylık görecek.

29 Haziran 2009

50 Cent Gençlerbirliği


Brandon Jennings renkli herif. Genelde draft gecesi çaylaklarda gördüğümüz, dersleri en önde takip eden, saygılı, kız verilecek imajla zerre alakası yok. Daha çok gangsta dedikleri tiplere benzeyen, çenesi düşük bir fırlama. Daha önce bir workout sonrası Rubio'nun overrated olduğunu söyleyip, mesaiye erken girmişti. Sonra draft'taki bombası geldi, 10. sıradan Milwaukee onu seçtiğinde, Jennings'in MSG'da olmadığı söylendi. Paşa, garanti alamadığı için gelmemişti. Seçildikten sonra apar topar geldi ve 3-4 sıra gecikmeli de olsa şapkasını takıp, röportajını verdi. Gördüğünüz gibi biraz mallık var. IRsi olabilir, keza Jennings, potansiyeli yüksek olarak gösterilmesine rağmen kolej kariyeri sırasında bir hırsızlık olayına karışan ve lige geldiğinden beri top oynamayan Marcus Williams'ın kuzeni. Ayrıvca jennings'in liseden sonra kolej yerine Avrupa'ya gelmesinin asılk sebebi, Arizona'ya girebilmesi için gereken sınavı defalarca verememesi. Kendi dediği gibi bir tercih meselesi değil yani tam olarak.

Mallıkların gerisi de gelir derken, bir insider daha geldi Jennings hakkında. Jennings, NY'lu rap'çi Joe Budden ile (ne ara oldular bilmiyorum, bu adamların kankalık evresi oldukça hızlı, Hakan Altun ve Beşiktaş'lı futbolcular gibi diyelim.) takılıyor. Budden'ın da, bu aralar ABD'deki birçok ünlünün olduğu gibi, online video, mesajlaşma, twitter vs merağı var. Draft'tan sonra bu stream'lerden birinde, Jennings'le olan telefon konuşması yayınlanmış, tabi kısa bir süre sonra internetten kaldırılmış video ama konuşmanın dökümü var. Aşağıya paste ediyorum, 468 kez "n word" lafı geçen konuşmayı.

Milwaukee'de geçireceği gelecek sezon için...

Budden: You better worry about Ramon Sessions, diggin' in your a**, pause.
Jennings: He's not going to be here. [inaudible] That money is going to Charlie.
Budden: N****, Ramon Sessions is gonna be there.
Jennings: I doubt it.
Budden: They ain't go no other guards.
Jennings: Ridnour.
Budden: N****, get that bum-a** n**** outta here.
Jennings: He's going to be a backup.
Budden: To who?
Jennings: To who? Who else n****?

Draft gecesi için...

Budden: Who was hatin' on you?
Jennings: Jay Bilas.
Budden: What happened? You ran in the draft late or some dumb s*** like a loser?
Jennings: No, I was at the hotel. This is what happened right. My agent is like "Well, we ain't hear nothing .We ain't have no guarantee." So we makin' phone calls and s*** and n***** is saying like "The workouts is great and everything and he's the best point guard but we don't know yet, we just don't know."
Budden: They didn't say that about Rick Rubio, number one, and number two they didn't say you the best point guard. They said your jump shot is shaky, you got some potential, but your work ethic is bull****. You averaged 3 points.
Jennings: You're a liar. I know you're lying now.
Budden: I'm just telling you what they said.
Jennings: That ain't nothing but a college person.
Budden: Just tell me what happened. You end up running in the draft? I tunred it off after that. Jennings: No, n****, I came out there and made my appearance n**** and I had the best appearance out of all them n******. And I was the best dressed, they said, by the way. I was the best dressed.

Gelecek sezon ilk 5 olup, olmayacağı hakkında...

Budden: You think you gonna start for real though?
Jennings: I don't know, actually, I really don't know.
Budden: I heard that n**** Scott Skiles is an a**h***.
Jennings: That n**** tough, that n**** tough though. There must be a reason he liked me. There must be a reason.

Rubio ve Knicks hakkında...

Budden: Let me know when Minnesota get there. So I can watch Rubio light your f****** a** up. I never seen a n**** hate on Rubio so much.
Jennings: [inaudible]
Budden: You know what's funny? You're the only guard in the draft talking s*** about Rubio.
Jennings: The other n***** are scared.
Budden: What are you going to do when Rubio comes to the Knicks?
Jennings: Rubio is not coming, they are not giving up Rubio. You got Jordan Hill, you happy with that?
Budden: I don't really know enough about Jordan Hill to be happy ... I'm happy with Toney Douglas.
Jennings: I know they were booing this n****.
Budden: What does that mean? They boo everybody n****.
Jennings: If it was Stpehen Curry, them n***** would've went crazy in there.
Budden: Shut the f*** up, you don't even know nothing about New York basketball.
Jennings: F*** the Knicks, them n***** skipped out on me.
Budden: Oh man, you feel to the Knicks like I do about Jay-Z? [Laughs] Yo, the Knicks is your Jay-Z?
Jennings: F*** the Knicks, them n***** is always going to be weak.
Budden: This is where I f****** hang up on your f****** ass for talking stupid.
Jennings: Duhon ain't gonna get it done.

Tabi bu kayıtın Jennings'e ait olup olmadığı kesin değil, yalanlama gelir muhtemelen. Ya da Batuhan Karadeniz gibi havuzda bir röportaj verir gülerek, önüne geçemedik o olayın diye kıkırdar. Herkese hayırlı olsun, NBA bir dallama daha kazandı.

27 Haziran 2009

Dünden bugüne draft modası

1984 - Hakeem Olajuwon


1992 - Larry Johnson


1996 - Steve Nash


2001 - Pau Gasol


2003 - Lebron James


2007 - Joakim Noah


2009 - James Harden

26 Haziran 2009

Do this! - 4

New Jersey Nets:

Neyin peşinde olduklarını biliyorum tabii ki; ancak Maggette’nin kontratını Simmons’la değiştirip, pickleri de değiştirmeye ne derdi Warriors, merak ettim bir an. Bir outsider olarak pek tutmasam da beklenen etkiyi yapabilen bir Jordan Hill’li Harris-Carter-Maggette-Hill-B-Lo beşi çok mu fena gözüküyor 2010-2011 sezonu için ya da Lebron’u olmasa da en azından Chris Bosh’u getirebilecek mi Nets, bilemiyorum. Outsider’ım ne de olsa; ancak kafam biraz karışık. Bulundukları sıradan ciddi etkisi yapması beklenen bir uzun almaları beklentilerin dışında ve 2010-2011 sezonuna bozulmuş morallerle girmelerini hiç istemem, sevdiğim bir takımdır Nets.



Charlotte Bobcats:

verde hoca doğru söylemiş batug'daki yazısında; pis salary, uçuruma giden bir kadro. Ancak, bu biraz da beklentilere bağlı, anladığım kadarıyla draft’ın en cafcaflı departmanı gardlar ve iyi bir öngörüyle, bu vasat denilen draft kadrosundan, henüz hak ettiği değeri görememiş bir gardla çıkılırsa, playoff zorlayacak bir çekirdek var aslında, elde. Ama daha yukarısı hedeflemeye çok uzak bir salary/çekirdek kadro var elde. Draftten güzel bir gardla çıkıp, Raja Bell’i denize salıp, takas deadline’ı öncesi alıcı kovalanılabilir, Diaw, G-Wall gibi çok overrpaid olduklarını düşündüğüm oyuncular için. Çok farazi bir çıkış yolu olduğu su getirmez; ancak bu malzemeden başa güreşen bir helva yapmak, Barney Stinson’ı bile aşabilir.



Indiana Pacers:

İki sezon daha takılırım, kuşkusuz. Granger takımımda sorumluluk vereceğim tarzda bir adam ve kontratı yeterince makul, Hibbert ve Rush ise beğendiğim, ileride işe yarar bench oyuncusu olmalarını beklediğim adamlar. Onun dışındakileri at çöpe, baba. Ya oyuncu iyi kontratı fena, ya da kontratı şeker oyuncu felaket, kadronun geri kalanında. Bu civarlardan iki sezon daha draft yaparım, varsa iyi bir gard ya da uzun alırım, etliye sütlüye pek karışmam. 2013-2014 sezonundan itibaren playoff’larda etkili olmaya başlayacaktır, benim kontrolümün altında Pacers, Larry hocanın kontrolünde daha erken uçarlar, benim bileceğim iş değil.



Phoenix Suns:

Devasa kontratı tam da zamanında biten Shaq karşılığında çok daha iyi parçalar alınabilirdi diye düşünen Suns’lı dostlarımız haksız sayılmazlar; ancak Steve Nash’in de ilerleyen yaşı ve düşen temposunu düşündüğümde, Amare’nin etrafına bu takımı kuracaksak, Shaq’la işimiz yok dedim ve pek de uzatmadan elden çıkardım. Ancak, bir tane daha amaçsız sezon geçirmeyi hiç düşünmüyorum. Geçen gün sahip Sarver’a çıktım ve “…madem bir sezon daha vergini ödeyeceksin, masraftan kaçmayalım baba…” dedim. Grant Hill ile el sıkışır, Matt Barnes’ı da aldığına benzer bir miktardan tutuyoruz. Shawn’la konuştum ve yuvaya dönmek uğruna sorun çıkarmayacağını söyledi, Alvin Gentry’e de “Koştur hoca!” talimatını verip, puromdan sıkı bir nefes çekip arkama yaslanacağım. Evet, bombayı en sonunda patlatmış oldum, önceki yazılarımdan etkilenen Suns yönetiminden güzel bir kontrat aldım :).

25 Haziran 2009

Günün geyiği


- Aslında Korhan Abay'a draft'ı sundurucaksın hacı!

Korhan Abay, doğaçlama üç dilde (Türkçe, Fransızca, İngilizce), önceden hazırlık yapmak şartıyla da sekiz dilde (İtalyanca, Rusça, İspanyolca, İsveççe, Almanca) sunuculuk yapabilen Türkiye'nin tek sanatçısı olduğu gibi, dünyadaki az sayıda isim arasındadır. İstanbul'da yaşamaktadır.

kaynak: vikipedi
fotoşoplama: çağlar yıldız

24 Haziran 2009

Do this! - 3

Golden State Warriors:

Diyecek pek bir sözüm yok. Monta-Sjax-Maggette-Biedrins çekirdeği hiç fena değil, Turiaf-Azubuike-Wright üçlüsü de bench’te olmasından rahatsızlık duyulmayacak adamlar. Belinelli’nin ileride bu ligde yerini sağlamlaştıracağına da inanıyorum ve son olarak, Anthony Randolph’un da normal şartlar altında 3-5 seneye All Star’a göz kırpan bir adam haline gelmesini de bekliyorum. Bu durumda kadro fena değil gibi gözükse de kazın ayağı bence öyle değil. Monta Ellis’in sakatlığından sonra, çok deneysel takılan Don Nelson, bu sene daha aklı başında bir iş çıkaracaktır; ancak uzun bakımından çok kısıtlı olduğu düşünülen bu draft’tan ya da curcunasından bir uzun çıkarmak zorundalar. Minnesota’nın son dakika takası, Jordan Hill’in kendilerine kadar kalmasını sağlayabilir ya da Maggette’nin yanına pick’i koyup, Bogut’a sulanabilirler, Bucks’ın da bu öneriye sıcak bakacağından eminim. Evet, kadro fena değil; ancak bu halleriyle 8, taş çatlasın 7. sıradan playoff’a girmek haricinde bir beklentileri olamaz, Magette de bu ligde beğendiğim oyuncularından olsa da vazgeçilebilecek bir adam olarak gözüküyor.



New York Knicks:

Ne Lee’yi, ne de Robinson’ı tutmamalılar, bence. Etrafındaki oyuncu kalitesinin Lebron’un birinci önceliği olacağını düşünmüyorum ki, ne Lee, ne de Robinson’un da Lebron’un kararında faktör olabilecek adamlar olduğunu düşünmüyorum. Evet, Knicks medyası acımasızdır, evet New York kocaman bir şehirdir ve herkesin gözü ordadır, hepsine tamamım; ama bu kadar dayandıklarına göre çöpe giden bir sezona daha çok fazla ses çıkarılmayacaktır. Diyeceğim o ki, Hughes-Duhon-Mobley gibi çok elverişli kontratlar var elde, bunlardan herhangi birisinin devreye sokulmasıyla Josh Smith alınabilir, deadline civarlarında. E zaten, hem Lee hem de Robinson’u resmin dışında bırakırsak, John Wall rotasına rahatlıkla girebilir Knicks kadrosu, biraz da D’Antoni kemerleri gevşetirse. İşin sonuna gelindiğinde cap’in bir miktar üzerine çıkılacaktır bir kez daha; ancak güzel, sürekli gelişmeye açık bir kadro kurulacaktır ve Lebron’un gelmemesi ihtimali üzerine de bir iki önlem alınmış olunacaktır. Ben, sadece takımı boşaltmak üzerine kurulu 2010 planlarını çok sağlıklı görmüyorum açıkçası, Lebron tabii ki birinci hedef ve yaratacağı farkı tartışmıyorum; ancak gelmemesi ihtimaline de kafa yormak lazım, Walsh yormuyor demiyorum tabii ki de bir, iki hamleyle yorduğunu gösterse, içim rahatlayacak.



Toronto Raptors:

Bir ara bir Colangelo furyası başlamıştı, Ghirardini’ler, Benetton Treviso’lar falan iyi dinlemiştik. Ancak, takımın şu geldiği noktaya, salary durumlarına bakıyorum da laf olsun diye harcanmış tonla sezon varmış gibi geliyor. Chris Bosh’un gideceği belli gibi, hararetli 2010 pazarından yerine gelmeyi kabul edecek bir süper star da olmayacaktır; ancak Nba’in mükemmel düzeninde ümitler hiç tükenmiyor. Ben olsam, hiç dokunmam kadroya bir süre, gard bolluğu yaşanan bu draftta da Calderon’un arkasında ve/veya yanında ciddi miktarda süre alacak birini alıp, geceyi kapatırım ya da Demar DeRozan kumarını oynarım. Raps’in tek eli yüzü düzgün genci Bargs ve kendisi de kontratı bittikten sonra çok üstüne düşülmemesi gereken bir adam, benim basketbol görgüme göre. Anladığım kadarıyla 2010 draft’ı, bu senekinden daha potansiyelli olacak ve bu durumda da Raps 2011 yazına, Jose Calderon’un kontratının yanında 3-5 tane çaylak kontratıyla girebilir, hatta Bosh gittikten sonra tırmalamazlarsa akıllılık edip, bu bahsi geçen çaylaklardan biri yüksek potansiyel ve kabiliyetli bir kardeşimiz de olabilir. E 2011 yazında da Caron var, Salmons var, J-Rich var, Josh Howard var, Tayshaun var, Nba’de alınacak oyuncu bitmiyor ki, hiçbir zaman. 1-2 tanesi yüksek potansiyelli, 3-5 tane genç, Jose Calderon, tonla Toronto’ya gelmesi için ikna edilebilecek, kabiliyetli 2-3 numaradan 1 tanesiyle, çok da iç açıcı olmasa da playoff takımı çekirdeği oluşur gibi oldu. Raptors’lı dostlarımız kırılmasın, gücenmesin; ancak aklıma daha iyisi gelmedi.



Milwaukee Bucks:

Sessions ve Mbah a Moute’yi bokunu çıkarmadan tutarım. Bogut’u, dedikodularda da geçtiği gibi, ilk turun sonlarındaki bir takıma, biten kontratlar + pick karşılığı verip, bir tane proje seçimi (Omri Casspi!) yaparım. 10.sıradan kalırsa James Johnson’ı, kalmazsa da pg’ler haricinde kalan en iyi oyuncuyu seçer, geceyi kapatırım. Aslında eldeki kadro çok da çer çöple dolu değil; ancak Bogut sakatlıklardan çok çekecekmiş gibi geliyor, ne yalan söyleyeyim, gönderme sebebim biraz da o. Nasıl Michael Redd bir takımın en büyük para kazanacak oyuncusu kalibresinde değilse, Bogut da 2. en büyük para kazanacak oyuncu değil, bence. İkisini de beğenirim, ikisi de ileriki senelerde şampiyon kadrolarda yer alabilirler; ancak yanlış yatırım oldukları gerçeğini değiştirmez bu durum. Yine John Wall işine girebilecek bir kadro kalıyor geriye, Joe Alexander daha fazla süre alıp, eteğindekileri döküyor, Amir Johnson kariyerinde Nba’de mi, yoksa Nbdl’de mi devam edeceğine karar veriyor. 2011’de yukarıdaki listeden bir adam alınıp, şöyle bir kadro kuruluyor: Wall (Sessions) – Jrich (Bell) – Villanueva (Casspi) – Alexander (Johnson) – birtakım pivotlar ve Bucks küme düşüyor, sürekli kazanacak reçeteleri verecek halim yok.

14 Haziran 2009

Do this! - 2

Oklahoma City Thunder:

Draft’te ne yapmak istediklerine göre değişir; ama ben olsam Swift ile cüzzi bir kontrat imzalarım, diğer takımların da bu işe taş koyacağını zannetmiyorum. Green ve Durant harika bir ikili, üzerine takım kurulacak adamlar; ancak Russell Westbrook’un daha ciddi, daha sistemli bir ortamda ne kadar verimli oynayacağından çok emin değilim ve ilk iki sıra pas geçerse Rubio’yu atlamam. Swift’i bir kenara koyarsak eldeki uzunlar Nick Collison ve Nenad Krstic, vay vay vay. Gelecek sezonda da bu takımdan birşey beklenmemesi gerektiğinin farkındayım; ancak amaçsız bir sezon daha geçirmemeliler, kesinlikle. Hem Durant, hem de Green ligdeki üçüncü sezonlarına girecekler ve mental gelişimlerinin önemli bir kısmı da takımın yapacağı somut (galibiyet-mağlubiyet derecesi) gelişimle de doğrudan alakalı. Bu yüzden, çok da suyunu çıkarmayan bir meblağ ve uzunluktaki bir kontratla Swift’i bench’te tutmak gerekir. Swift kimdir, ne iş yapar, çok da mesele değil, takımın cap’i müsaitken cüzzi bir yatırımı daha hak eden bir fiziğe sahip. Öte yandan draft’tan Thabeet ile çıkılmazsa; Rasho olur, Orlando’nun Hedo hakkındaki tutumuyla da alakalı olarak Marcin olabilir, orta karar, sesini çıkarmadan işini yapacak bir uzun daha şart. Earl Watson ve Chucky Atkins’in ’10 yazında biten 10 milyon dolar civarı kontratları da yazın ya da sezon içinde kullanılmalı, draft’tan Thabeet gelirse bir pg-sg için, başka biri gelirse de savunma yapan, makul sayıda ribauntunu alan bir c için.



Memphis Grizzlies:

Kadro o kadar boş ki çok da yapılacak hamle gelmiyor aklıma. Boşluktan kastım nitelik değil, nicelik. Blake Griffin dedikleri kadar iyi çıkacaksa çehre değiştirebilirdi; ancak Ricky Rubio da hiç fena değil. (Memphis’te oynamama falan gibi şeylere itimat etmiyorum açıkçası, oynamıyorsa da takas eder alırsın şık bir adam.) Her yerde Ricky Rubio’nun adı geçiyor, laf arasında şunu da belirteyim: Rubio bence bu ligi çok bekletmeden sallayacak bir herif, farazi konuşuyor gibiyim ya da daha çok kahve ağzına benzedi; ancak iddiamın altını çizeyim istedim. OJ çok güzel herif, Mike Conley’i bench’imde isterim, peki ya Marc Gasol’e ne demeli? Ama draftten geleni de sayarsak, 2 tane büyük potansiyel, 2 tane de güzel gençle takım kurulmuyor takdir edersiniz ki. Free Agent’lardan da tutulacak adam yok ne yazık ki. Diğer takımlardaki Free Agent’lar arasından da piyasada fark yaratıp, sonra da cakasını satacak kalibre de adam da pek yok. Vasat adamlarla kadroyu doldurup, sezon ortasında 2010 gazındaki bir takıma Darko+Gay’i postalayıp, pota altında etkili bir adamı kadroya katıp bir top 3 pick daha kovalanılır mı, bence kovalanır. Bütün bunlar gerçekleşirse, Grizzlies önünü görecektir.

Ps: Rudy Gay son dönemlerde gördüğüm en tırt oyunculardan biri, bazı Nba kliplerinde bir değil, iki kere gözüküyor olması da kaderin bir cilvesi heralde.



Minnesota Timbervolwes:

Ooo babalar, bu nasıl kadro ama ya. Pota altı güzel, Craig Smith’ler falan; ama takımın gardları Bassy ve K-Oll, olmaz böyle! Yine tutmanın pek anlamı olmadığı free agent’lar var elde, aslında aklı evvelin biri çıkıp Rodney Carney’e büyük para vermezse, bench’te tutulacak bir herif kendisi. Jason Collins’in de korkunç kontratının sonuna geldik hayırlısıyla, basketbolu bırakacaktır umarım. Brewer sağlıklı dönerse, Foye, Miller, Gomes falan güzel herifler. Bassy de ilk 5 çıksın çok problem değil; ama güzel bir back up lazım. Yaklaşık 4 dakikadır free agent listesini inceledim baştan sona, şak diye alınacak biri gözüme çarpmadı. Ramon Sessions falan mantıklı bir hedef olarak gözükmedi. Mike Miller’dan vazgeçilir mi, bence geçilir; pazarlanmaya çok uygun bir kontratı var ve ortaya ne koyduğundan da çok emin değilim. Kevin Love’un olmasını bekleyecekler nasıl olsa ve bu arada Foye, Brewer, Gomes’e 3’er 5’er dakika daha fazla vermek, Mike Miller’dan 2 üçlük, biraz akıl beklemekten daha mı mantıklı acaba? Seneye bu zamanlar beni öldürün bunu söylediğim için; ama aklı başında bir koç ve şık bir pg’yle bu takımın çehresi çok değişir. Bu noktada pek çok Timbervolwes taraftarından ayrılıyorum sanırım; ancak bir outsider olarak görüşüm bu yönde. Ya aslında potansiyelli çok adam var 2-3 pozisyonlarında, draft’te de anladığım kadarıyla bu kadar yukarıdan seçilmeye değer bir pg yok Rubio dışında, koy baba pick’i Miller’ın yanına, güzel paket ha, şekil değiştirecek adam alınır.

30 Nisan 2009

NBA Draft 2009

25 Haziran 2009 günü Garden'da lige ilk adımını atma şansını yakalayacak 58 oyuncudan biri olmak için, draft'a girmeye karar veren ilk isimler belli oldu. Bu sayı tabi ki daha da artacak ama açıklanan ilk rakamdan, yani 103 isimden 29'u Amerika dışından. 2'si de Türk. Efes Pilsen'in 88'li forveti Barış Hersek ve Banvit'in 90'lı guard'ı İbrahim Yıldırım. Onlara başka kimse eklenir mi bilmiyorum ama ikisinin de pek şansı olmadığını da söylemek gerek.

12 Nisan 2009

Nike Hoop Summit 2009 - 2

Geçen seneki fiyaskonun ardından, dünya karmasına doğru düzgün isimlerin çağrıldığından bahsetmiştik maç öncesi yazısında. Nitekim, yaşıtlarından nispeten daha tecrübeli olan uluslararası oyuncular, müthiş bir maç sonu oynarak, Amerika'nın yeni yıldız adaylarına sıkı bir ders verdi. 3. periyot bittiğinde 9 sayı önde girmişlerdi Xavier Henry ve John Wall'un sayesinde ama son periyodu bambaşka oynadı uluslararası oyuncular ve tam 17 sayı fark attılar bu çeyrekte. Bu 98'de Nowitzki'nin aldığı maçtan beri, yabancıların kazandığı ilk maç.

Uluslararası oyuncuları dün biraz tanıtmıştık, uzun rotasyonu sağlam bir kadro. Amerika ise daha çok dominant guard'lara dayanan bir takım. Eldeki uzunları ise fundamental olarak yabancı akranlarından geride. Ribaundlarda da ezildiler zaten beklenildiği üzere, nerdeyse 20 ribaundluk bir diferanstan bahsediyorum, bu yüzden de faullere başvurdular.

John Wall söylendiği kadar var, takımı oynatmayı seviyor ve bunu iyi de yapabiliyor gördüğüm kadarıyla. 13 sayı 11 asist 5 top çalmayla bitirdi ve yabancı guard'ları oldukça rahatsız etti. 2010'da drafta katıldığı takdirde Lebron'dan sonra talibi oldukça fazla olacak bir diğer isim olabilir. Bir diğer dikkat çeken adam Xavier Henry. Xavier, NBA'e girip 20 sayı ortalamalarla oynayabilecek, kendi şutunu yaratabilen tipik bir skorer. Dün 6 üçlük soktu, Wall'la beraber ABD'nin maçı uzun süre forse etmesinin en büyük nedeniydi bu ofansif güç, zaten 22 sayıyla takımının da en skorer adamıydı. Dün bahsetmeyi unuttuğum bir diğer guard, Avery Bradley'den de etkilendim açıkçası. Daha çok atıcı bir adam ama işini de iyi yapıyor, seneye mutlaka dikkat edilmesi gereken bir adam, Texas maçlarını ayrı bir gözle takip edin. Bunların dışında, belki John Henson'ı da dahil edebiliriz bu listeye, hayalkırıklığıydı ABD takımı açıkçası. 2007 takımını düşününce (Beasley, Mayo, Rose, Bayless, Flynn, Singler, Love) bu takımın biraz daha etkisiz olduğunu söyleyebiliriz.

Yabancılarda, Motiejunas aslında en önemli özelliği olan ofansif özelliklerini son çeyreğe kadar pek sergileyemedi. Ama son çeyrekte devamlı içeriyi zorlaması ve çizgiye gitmesi onun için büyük bir artı oldu. 12'si son çeyrekte 21 sayı (5/15 FG, 10/14 FT) ve 8 ribaundla bitirdi ki, 7 footer'lık bir oyuncunun isabetli 5 şutundan birinin üçlük olduğunu söylemek gerek. Ama bana göre asıl yıldız Sırp uzun Milan Macvan'dı. Sahadaki en tecrübeli oyuncu olması bir kenara, Amerika'nın uzunlarına her pozisyonda ders verdi ve eminim ki orada bulunan bütün scout'ları etkiledi. 23 sayı 14 ribaund (9'u hücum) 6 asistle de bana göre maçın en değerli oyuncusuydu. İçeri zorladı, dışarıdan soktu, asist yaptı, ribaundları topladı. Herkesin takımında görmek isteyeceği bir çocuk, çok net. Tomislav Zubcic için çok umutluyum bu arada. Dün de yazmıştım bunu, maçta da pekişti düşüncelerim ama biraz sertleşmesi lazım. Ne bilim, biraz Mirsad hırsına sahip olsa, en kötü Avrupa'nın en baba oyuncularından biri olur. Bunlar dışında Tangocuları ve Samb'ı çok oynatmadılar, Pappas elinden geleni yaptı ABD'nin yıldız guard'larına karşı, Seraphin sert bir çocuk, boyu biraz kısa ama wingspan'ı oldukça geniş, yine de sevmediğim amele, ham pivot tipi. Çinli dev de boy avantajıyla çok kötü gözükmedi ama bana balon izlenimi verdi. Jackson da kötüydü ama eşleşme dezavantajları nedeniyle çok sağlıklı performanslar olduklarını söylememeliyim.

Net olan bir şey var ki, Avrupalı uzunlar ABD'li akranlarından şu an fersah fersah önde. Bunu tecrübe, sıkı altyapı ve fundamental eğitimiyle veya Amerika'da gittikçe düşen yıldızlaşma yaşının da beraberinde getirdiği, uzun oyuncuların oyunlarını lige girdikten sonra geliştirmesi olayıyla sebeplendirebiliriz. Ama daha uzun yıllar guard sıkıntısı çekilmeyeceğini söylemek yanlış olmaz.

Nike Hoop Summit 2009 - 1

Basketbolda artık internetin de katkısıyla enformasyon trafiği çok daha rahat, çok daha hızlı bir hal aldı ve bu da bu sporu kuşkusuz futbol gibi çok daha global bir hale getirdi. Bu globalleşme ve popülarite artışı sadece oyuncular ve fan'lar için değil, "scouting" denilen oyuncu takip müessesesinde de inanılmaz ilerlemelere sebep oldu. NBA'de Petrovic'le başlayan yetenekli uluslararası oyuncu akımı, birçok takımın aklını çelerek yakın geçmişte gözlerini dünyanın geri kalanına çevirmelerini sağladığını gördük ve artık bu oyuncular çok küçük yaşlardan itibaren adım adım takip ediliyorlar.

Nike Hoop Summit de işte burada devreye giriyor benim favori organizasyonlarımdan biri olarak. Bir kere zamanlaması çok iyi, March Madness'la NBA play-off'ları arasındaki, sezonun en kötü kısmı olan felaket sezon sonu maçlarıcivarına denk geliyor. Mantık şu, Amerika'nın en gözde lise son öğrencileri karması (ki çoğu bu sıralarda seneye gidecekleri koleji açıklarlar), aynı yaş grubundaki uluslararası karmayla karşılaşır.

Piyasada isim yapamamış veya değerini yükseltmek isteyen genç yetenekler için bulunmaz bir fırsat çünkü yüzlerce gazeteci, kulüp yöneticisi ve scout'un bütün dikkati buraya çevrilmiş durumda. Bu sene Portland'da yapılacak organizasyon, şu an aktif olan uluslararası oyunculardan aşağıdakilerin hepsi bu atraksiyonda yer almış isimler. Dirk Nowitzki (Dallas), Tony Parker (San Antonio), Vladimir Radmanovic (Charlotte), Andrea Bargnani (Toronto), Dan Gadzuric (Milwaukee), Darius Songaila (Washington), Sergio Rodriguez (Portland), Yi Jianlian (New Jersey), Luis Scola (Houston), Roko Ukic (Toronto), Nicolas Batum (Portland), Mouhamed Saer Sene (New York), Alexis Ajinca (Charlotte).

Mesela evvelki seneki maç çok iyi olmuştu. Batum, inanılmaz oynamış ve bir anda top 10'e kadar yükseltmişti piyasasını (sonraki kalp sıkıntısı yüzünden ilk turun sonlarına kadar kaydı), o maçta Derrick Rose'a karşı açık alanda beklenmedik bir oyun oynayan Finli oyun kurucu Koponen de, bir anda kendini draft edilirken bulmuştu. Bu arad üstteki scouting işinin ciddiyetini kavramayan varsa hala, bu Koponen'i Jerry West'in bizzat Finlandiya'ya giderek izlediğini söyleyeyim.

Amerikan takımında ilk olarak adının anılması gereken adam tabi ki John Wall. Süperstar potansiyelli yeni bir point guard. Henüz hangi kolejde oynayacağını açıklamamış olması da onu özel kılan bir diğer unsur. Bu ismi bir kenara not alın. Wall'un dışında, bir diğer kararını henüz vermeyen solak guard Xavier Henry, North Carolina'ya Hansbrough'yu unutturabilecek potansiyeldeki John Henson, Georgia Tech'i seçen atletik forvet Derrick Favors, Kentucky'i seçen ve bol bol pohpohlanan uzun DeMarcus Cousins, piyasası az da olsa düşen ama hala çok büyük potansiyel olduğu söylenen taze USC'lı Renardo Sidney de Amerika takımının diğer dikkat edilesi adamları. Onları ileride zaten daha çok yazma şansı bulacağız, koleje başladıkları zaman. O yüzden diğerlerine bakalım.

Dünya karması da hakkaten merak edilen adamlardan oluşuyor bu sene, geçen seneki fiyaskonun ardından. Ricky Rubio elbette böyle bir organizasyona ihtiyaç duymadığı için gelmemiş veya çağrılmamış ama yine de özellikle benim merak ettiğim çocuklar var. Kısa kısa bakalım,

Matias Nocedal - G - 1990 - Tau Ceramica - Arjantin

Arjantin, Amerika kıtasının son U18 turnuvasında finalde ABD'yi yenip şampiyon olmuştu. Nocedal finalde sadece 16 dakika oynamasına rağmen ABD'ye 15 sayı atıp, maçı daha sonra değineceğimiz Gaynor'la beraber Arjantin'e rahat şekilde kazandırmıştı. Avrupa'nın yetenek avcılığı bakımından en elit takımlarından biri olan Tau da kayıtsız kalamadı bu atletik Arjantinli'ye. Şu anda İspanya 2. liginde Girona'da kiralık olarak tecrübe kazandırılıyor.

Edwin Jackson - G - 1989 - Asvel Villeurbanne - Fransa

Jackson geçen sezon Galatasaray'a elenen Asvel'in Uleb Cup kadrosundaydı. O da, Nocedal gibi, ikinci lige kiralandı ve Nanterre'de tecrübe kazanıyor. Bizim büyük takımlarımızın da öğrenmesi gereken şeyler bunlar. Edwin Jackson, iki pozisyon arasında kalmış oyunculardan biri. 1 numara fiziğinde bir şutör, daha çok Avrupa'da iş yapacak bir oyuncu izlenimi veriyor. Son U-20 turnuvasında dikkat çeken adamlardan biriydi yine de.

Nikos Pappas - G - 1990 - Real Madrid - Yunanistan

Pappas, 2008 Albert Schweitzer'ın MVP'si. O turnuva boyunca hakkında çok iyi şeyler okuduğumu söylemeliyim. Son Avrupa U-18 turnuvasında da en iyi guard seçilmişti, bu da ona Real Madrid'in kapısını açtı. Yine NBA'den ziyade Avrupa'da çok iş yapması beklenmesi gereken adamlardan biri.



Mateo Gaynor - G - 1990 - Benetton - Arjantin

Yukarıda bahsettiğim gibi, Nocedal'le birlikte Arjantin'in yaş grubunda ABD'yi yenip şampiyon olmasını sağladılar. Size'ı oldukça iyi. Ginobili'nin yetiştiği Arjantin'in BQT Akademisi çıkışlı, bu sezon Benetton ona yatırım yapmaya karar verdi ve kontrat verdi. O da şu an Arjantin'de kiralık oynuyor.



Mamadou Samb - F - 1989 - Barcelona - Senegal

Cheikh Samb'ın kardeşi. Abisine oranla daha yetenekli olduğunu söylemek gerek. 3. ligde, Barcelona'nın pilot takımlarından biri olan Almeda'da kiralık oynuyor. Savunma ve şutu üzerinde çalışırsa, sahip olduğu atletik özellikler onu draft için şanslı bir adam yapabilir, ben pek sanmıyorum. Öte yandan hayatta kapağı bir şekilde Barcelona'ya atsam, NBA, savunma, şut gibi şeyler benim için ne ifade eder, ya da ben ipler miyim ondan da emin değilim.

Tomislav Zubcic - F/C - 1990 - Cibona - Hırvatistan

İşte bir başka merak ettiğim adam. Son U-18 turnuvasında adı not edilen, Cibona'nın son zamanlada çıkardığı en önemli oyunculardan biri. Şut atabilen 2.10'luk uzunlar, çilli kızıllar gibidir. Mutlaka şans vermelisin, yoksa pişman olan sen olursun.



Milan Macvan - F/C - 1989 - Hemofarm - Sırbistan

Macvan'ı birkaç kez izleme fırsatım oldu. Biraz Kevin Love'ı andıran bir adam. Aslında dış şut kullanan pivotları sevmem ama Macvan çok yönlü bir adam. Pota altında bitiriciliği biraz Pekovic'i andırıyor, onun kadar keskin olmasa da ama pas özelliği çok büyük bir artı. Ben onun da yakında Euroleague oynayacak oyunculardan biri olmasına kesin gözüyle bakıyorum. NBA için o da undersized biraz. Ama onun da Dünya U19 şampiyonasında Amerika'yı yenen ve Avrupa U20 şampiyonu olan Sırp takımlarının en önemli adamlarından biri olduğunu söylemek gerek.

Donatas Motiejunas - C - 1990 - Zalgiris - Litvanya

İşte tüm gözlerin üzerinde olacağı adamlardan biri de Motiejunas. Şu an Avrupa'nın en umut veren genç uzunu, 2. Andriuskevicius vakası olmasından korkanlar elbette olabilir ama Donatas uzun süredir bilinen bir oyuncu ve Rubio'dan sonra Amerikalı'ların en değer verdikleri adam. O da zaten bu değeri U18 seviyesinde 2007'de MVP olarak haklı çıkardı. Ne kadar gelişim kaydettiğini görmek gerekir. Ayrıca saçlar çok iyi.

Kevin Seraphin - F/C - 1989 - Cholet - Fransa

Seraphin'i izleyemedim, ama undersized bir oyuncu. Oynadığı U20 turnuvasında da aklımda kalmamış. Yeni nesil siyahi Fransız uzunlara bir yenisi ekleniyor muhtemelen.

Zhang Dayu - C - 1991 - Zheijang - Çin

2.20'ye yakın Çinli bir pivot Zhang. Hakkında hiçbir şey bilmiyorum ama yaş konusunda sıkıntı olduğunu okumuştum bir yerde. Kötü niyetli olmamak lazım, Çinli nüfus memurlarının görevi de kolay değil sonuçta, empati kurmak lazım beyler. Yapıcı olalım.

Bu arada maç bu gece, sabaha karşı 05:00'te. Uyku tutmazsa, o saatte yapılacak daha iyi bir işiniz olacağını zannetmiyorum. Link avına çıkıp, izlenebilir. Tavsiye ediyorum.

08 Nisan 2009

BG draft'ta


Bugün itibariyle NBA'e adım atacağını açıkladı Griffin, bir numarada gitmesinin muhtemel olduğu draft'a katılacağını açıklayarak. Ayrı bir iletide kendisiyle ilgili bir dosya hazırlayacağımı söylemiştim, o sebeple buyrun.

Öncelikle, NCAA'i yakından takip etmeyenler için, kendisi bir freshman değil, sophomore. Yani kolejde ikinci sezonunu tamamladı. Geçtiğimiz sezon Derrick Rose ve Michael Beasley'nin klasmanında olmasına rağmen adı pek fazla duyulmamıştı. Bunun elbette ki bazı mantıklı sebepleri var. Öncelikle, herifin fiziği bu seneye göre gerideydi geçen sene. Net bir şekilde doğrulayamadım; ancak boyunun 7-8 santim kadar uzadığı söyleniyor. Özellikle genç takımdaki basketbolcuların hayalidir, "ulan beş santim daha boyum olsa A takıma çıkardım ha" yorumlarıyla süslenen, aniden boy uzama sürprizi. İşte o sürpriz bu arkadaşa çarpmış. Gerçi boyunun kısa olduğu geçtiğimiz sezon da aynı pozisyonda oynuyormuş ve istatistikleri de dikkat çekici ama bu sezon ile karşılaştırınca? Biraz ilerleyelim derim.

İkinci önemli sebep, geçtiğimiz sezon sol dizinde "sprained MCL" yani dizin tam önünde kalan bağların esnemesi problemiyle karşılaşıp sezonu kapaması ve artroskopi olması. Doğal olarak henüz çok genç yaşta böyle bir sakatlık yaşayarak şüpheleri de üzerine çekti ama bu durum onun kolejde bir yıl daha oynamasını ve belki de bir numarada seçilmesini sağlayacak sıçramayı gerçekleştirmesini sağladı. Bu dönemde ailesi ve abisinin müthiş desteğini görmüş. Abisinin takım arkadaşı olduğunu da belirtelim.

Bir diğer önemli sebep de, bu sezon neredeyse kırmadık rekor bırakmayarak NCAA tarihine adını kazıması. Bu sezon yarım bıraktığı Texas maçıyla birlikte 35 maça çıkıp 30 double-double yaptı ki bu David Robinson'ın 31 maçlık rekorundan sadece bir eksik. Sakatlanmadan hemen önceki maçında da "Valentine's day Massacre" olarak bilinen 40 sayı 23 ribaund'luk bir performansı var. Üzerine NCAA şampiyonu Tar Heels'a karşı oynadığı oyunu ekleyin.

Şu anki profili, Charles Barkley formatında bir oyun oynayan ama geçtiğimiz sezonki fiziksel sıçraması sayesinde 2.08'lik bir Charles Barkley haline gelen bir oyuncu olarak tanımlayabiliriz. Müthiş güçlü, müthiş atlet. NCAA'e bir gömlek üstün geliyor fizik olarak, NBA'de bu böyle olmayacak ama yine de adapte olmaması için bir sebep yok. Babasının bir basketbol koçu, abisinin de oyuncu olması da oyunu nasıl bu kadar bilerek oynadığının önemli bir göstergesi. Son olarak hangi lotarya takımının kendisine en uygun olduğunu düşündüm. Şöyle bir sıralama çıktı:

1- Thunder: Hem memleketi, hem Westbrook-Durant-Green gibi fenomen bir üçlüye eklenecek olmak, hem koşan bir takımda müthiş istatistikler yapabileceği gerçeği... Sezon içinde ya da 2010 yazında alınacak All-Star bir uzun ile Thunder'ın adını sandığımızdan çok daha çabuk tepelerde görebiliriz.

2- Grizzlies: Gasol pasör bir uzun ve uzun rotasyonunun skor yükünü tek başına çekebilecek Griffin'in yanında da müthiş bir tamamlayıcı olacaktır. Grizzlies de Griffin eklemesi ve Conley-Mayo-Gay-BG-Gasol beşiyle erken gelecek başarılardan sadece doğru bir koç uzaklığında olacak.

3- Kings: Pasör bir uzun olan Hawes ile beraber oynamak onun için müthiş bir avantaj olabilir. Dakikalarını da Thompson ile paylaşacağını düşünürsek Sacramento halkının uzun rotasyonuna dönüp bakmasına gerek kalmayacak.

14- Wizards: Jamison'la daha yeni kontrat imzalandı, ayrıca Griffin Arenas ve Butler'dan top bekleye bekleye karalar bağlayacaktır.

15- Bucks: Aman yarabbi...

16- Clippers: Hadi kaçtım, görüşürüz.