mcege etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mcege etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Haziran 2009

Do this! - 4

New Jersey Nets:

Neyin peşinde olduklarını biliyorum tabii ki; ancak Maggette’nin kontratını Simmons’la değiştirip, pickleri de değiştirmeye ne derdi Warriors, merak ettim bir an. Bir outsider olarak pek tutmasam da beklenen etkiyi yapabilen bir Jordan Hill’li Harris-Carter-Maggette-Hill-B-Lo beşi çok mu fena gözüküyor 2010-2011 sezonu için ya da Lebron’u olmasa da en azından Chris Bosh’u getirebilecek mi Nets, bilemiyorum. Outsider’ım ne de olsa; ancak kafam biraz karışık. Bulundukları sıradan ciddi etkisi yapması beklenen bir uzun almaları beklentilerin dışında ve 2010-2011 sezonuna bozulmuş morallerle girmelerini hiç istemem, sevdiğim bir takımdır Nets.



Charlotte Bobcats:

verde hoca doğru söylemiş batug'daki yazısında; pis salary, uçuruma giden bir kadro. Ancak, bu biraz da beklentilere bağlı, anladığım kadarıyla draft’ın en cafcaflı departmanı gardlar ve iyi bir öngörüyle, bu vasat denilen draft kadrosundan, henüz hak ettiği değeri görememiş bir gardla çıkılırsa, playoff zorlayacak bir çekirdek var aslında, elde. Ama daha yukarısı hedeflemeye çok uzak bir salary/çekirdek kadro var elde. Draftten güzel bir gardla çıkıp, Raja Bell’i denize salıp, takas deadline’ı öncesi alıcı kovalanılabilir, Diaw, G-Wall gibi çok overrpaid olduklarını düşündüğüm oyuncular için. Çok farazi bir çıkış yolu olduğu su getirmez; ancak bu malzemeden başa güreşen bir helva yapmak, Barney Stinson’ı bile aşabilir.



Indiana Pacers:

İki sezon daha takılırım, kuşkusuz. Granger takımımda sorumluluk vereceğim tarzda bir adam ve kontratı yeterince makul, Hibbert ve Rush ise beğendiğim, ileride işe yarar bench oyuncusu olmalarını beklediğim adamlar. Onun dışındakileri at çöpe, baba. Ya oyuncu iyi kontratı fena, ya da kontratı şeker oyuncu felaket, kadronun geri kalanında. Bu civarlardan iki sezon daha draft yaparım, varsa iyi bir gard ya da uzun alırım, etliye sütlüye pek karışmam. 2013-2014 sezonundan itibaren playoff’larda etkili olmaya başlayacaktır, benim kontrolümün altında Pacers, Larry hocanın kontrolünde daha erken uçarlar, benim bileceğim iş değil.



Phoenix Suns:

Devasa kontratı tam da zamanında biten Shaq karşılığında çok daha iyi parçalar alınabilirdi diye düşünen Suns’lı dostlarımız haksız sayılmazlar; ancak Steve Nash’in de ilerleyen yaşı ve düşen temposunu düşündüğümde, Amare’nin etrafına bu takımı kuracaksak, Shaq’la işimiz yok dedim ve pek de uzatmadan elden çıkardım. Ancak, bir tane daha amaçsız sezon geçirmeyi hiç düşünmüyorum. Geçen gün sahip Sarver’a çıktım ve “…madem bir sezon daha vergini ödeyeceksin, masraftan kaçmayalım baba…” dedim. Grant Hill ile el sıkışır, Matt Barnes’ı da aldığına benzer bir miktardan tutuyoruz. Shawn’la konuştum ve yuvaya dönmek uğruna sorun çıkarmayacağını söyledi, Alvin Gentry’e de “Koştur hoca!” talimatını verip, puromdan sıkı bir nefes çekip arkama yaslanacağım. Evet, bombayı en sonunda patlatmış oldum, önceki yazılarımdan etkilenen Suns yönetiminden güzel bir kontrat aldım :).

24 Haziran 2009

Do this! - 3

Golden State Warriors:

Diyecek pek bir sözüm yok. Monta-Sjax-Maggette-Biedrins çekirdeği hiç fena değil, Turiaf-Azubuike-Wright üçlüsü de bench’te olmasından rahatsızlık duyulmayacak adamlar. Belinelli’nin ileride bu ligde yerini sağlamlaştıracağına da inanıyorum ve son olarak, Anthony Randolph’un da normal şartlar altında 3-5 seneye All Star’a göz kırpan bir adam haline gelmesini de bekliyorum. Bu durumda kadro fena değil gibi gözükse de kazın ayağı bence öyle değil. Monta Ellis’in sakatlığından sonra, çok deneysel takılan Don Nelson, bu sene daha aklı başında bir iş çıkaracaktır; ancak uzun bakımından çok kısıtlı olduğu düşünülen bu draft’tan ya da curcunasından bir uzun çıkarmak zorundalar. Minnesota’nın son dakika takası, Jordan Hill’in kendilerine kadar kalmasını sağlayabilir ya da Maggette’nin yanına pick’i koyup, Bogut’a sulanabilirler, Bucks’ın da bu öneriye sıcak bakacağından eminim. Evet, kadro fena değil; ancak bu halleriyle 8, taş çatlasın 7. sıradan playoff’a girmek haricinde bir beklentileri olamaz, Magette de bu ligde beğendiğim oyuncularından olsa da vazgeçilebilecek bir adam olarak gözüküyor.



New York Knicks:

Ne Lee’yi, ne de Robinson’ı tutmamalılar, bence. Etrafındaki oyuncu kalitesinin Lebron’un birinci önceliği olacağını düşünmüyorum ki, ne Lee, ne de Robinson’un da Lebron’un kararında faktör olabilecek adamlar olduğunu düşünmüyorum. Evet, Knicks medyası acımasızdır, evet New York kocaman bir şehirdir ve herkesin gözü ordadır, hepsine tamamım; ama bu kadar dayandıklarına göre çöpe giden bir sezona daha çok fazla ses çıkarılmayacaktır. Diyeceğim o ki, Hughes-Duhon-Mobley gibi çok elverişli kontratlar var elde, bunlardan herhangi birisinin devreye sokulmasıyla Josh Smith alınabilir, deadline civarlarında. E zaten, hem Lee hem de Robinson’u resmin dışında bırakırsak, John Wall rotasına rahatlıkla girebilir Knicks kadrosu, biraz da D’Antoni kemerleri gevşetirse. İşin sonuna gelindiğinde cap’in bir miktar üzerine çıkılacaktır bir kez daha; ancak güzel, sürekli gelişmeye açık bir kadro kurulacaktır ve Lebron’un gelmemesi ihtimali üzerine de bir iki önlem alınmış olunacaktır. Ben, sadece takımı boşaltmak üzerine kurulu 2010 planlarını çok sağlıklı görmüyorum açıkçası, Lebron tabii ki birinci hedef ve yaratacağı farkı tartışmıyorum; ancak gelmemesi ihtimaline de kafa yormak lazım, Walsh yormuyor demiyorum tabii ki de bir, iki hamleyle yorduğunu gösterse, içim rahatlayacak.



Toronto Raptors:

Bir ara bir Colangelo furyası başlamıştı, Ghirardini’ler, Benetton Treviso’lar falan iyi dinlemiştik. Ancak, takımın şu geldiği noktaya, salary durumlarına bakıyorum da laf olsun diye harcanmış tonla sezon varmış gibi geliyor. Chris Bosh’un gideceği belli gibi, hararetli 2010 pazarından yerine gelmeyi kabul edecek bir süper star da olmayacaktır; ancak Nba’in mükemmel düzeninde ümitler hiç tükenmiyor. Ben olsam, hiç dokunmam kadroya bir süre, gard bolluğu yaşanan bu draftta da Calderon’un arkasında ve/veya yanında ciddi miktarda süre alacak birini alıp, geceyi kapatırım ya da Demar DeRozan kumarını oynarım. Raps’in tek eli yüzü düzgün genci Bargs ve kendisi de kontratı bittikten sonra çok üstüne düşülmemesi gereken bir adam, benim basketbol görgüme göre. Anladığım kadarıyla 2010 draft’ı, bu senekinden daha potansiyelli olacak ve bu durumda da Raps 2011 yazına, Jose Calderon’un kontratının yanında 3-5 tane çaylak kontratıyla girebilir, hatta Bosh gittikten sonra tırmalamazlarsa akıllılık edip, bu bahsi geçen çaylaklardan biri yüksek potansiyel ve kabiliyetli bir kardeşimiz de olabilir. E 2011 yazında da Caron var, Salmons var, J-Rich var, Josh Howard var, Tayshaun var, Nba’de alınacak oyuncu bitmiyor ki, hiçbir zaman. 1-2 tanesi yüksek potansiyelli, 3-5 tane genç, Jose Calderon, tonla Toronto’ya gelmesi için ikna edilebilecek, kabiliyetli 2-3 numaradan 1 tanesiyle, çok da iç açıcı olmasa da playoff takımı çekirdeği oluşur gibi oldu. Raptors’lı dostlarımız kırılmasın, gücenmesin; ancak aklıma daha iyisi gelmedi.



Milwaukee Bucks:

Sessions ve Mbah a Moute’yi bokunu çıkarmadan tutarım. Bogut’u, dedikodularda da geçtiği gibi, ilk turun sonlarındaki bir takıma, biten kontratlar + pick karşılığı verip, bir tane proje seçimi (Omri Casspi!) yaparım. 10.sıradan kalırsa James Johnson’ı, kalmazsa da pg’ler haricinde kalan en iyi oyuncuyu seçer, geceyi kapatırım. Aslında eldeki kadro çok da çer çöple dolu değil; ancak Bogut sakatlıklardan çok çekecekmiş gibi geliyor, ne yalan söyleyeyim, gönderme sebebim biraz da o. Nasıl Michael Redd bir takımın en büyük para kazanacak oyuncusu kalibresinde değilse, Bogut da 2. en büyük para kazanacak oyuncu değil, bence. İkisini de beğenirim, ikisi de ileriki senelerde şampiyon kadrolarda yer alabilirler; ancak yanlış yatırım oldukları gerçeğini değiştirmez bu durum. Yine John Wall işine girebilecek bir kadro kalıyor geriye, Joe Alexander daha fazla süre alıp, eteğindekileri döküyor, Amir Johnson kariyerinde Nba’de mi, yoksa Nbdl’de mi devam edeceğine karar veriyor. 2011’de yukarıdaki listeden bir adam alınıp, şöyle bir kadro kuruluyor: Wall (Sessions) – Jrich (Bell) – Villanueva (Casspi) – Alexander (Johnson) – birtakım pivotlar ve Bucks küme düşüyor, sürekli kazanacak reçeteleri verecek halim yok.

14 Haziran 2009

Do this! - 2

Oklahoma City Thunder:

Draft’te ne yapmak istediklerine göre değişir; ama ben olsam Swift ile cüzzi bir kontrat imzalarım, diğer takımların da bu işe taş koyacağını zannetmiyorum. Green ve Durant harika bir ikili, üzerine takım kurulacak adamlar; ancak Russell Westbrook’un daha ciddi, daha sistemli bir ortamda ne kadar verimli oynayacağından çok emin değilim ve ilk iki sıra pas geçerse Rubio’yu atlamam. Swift’i bir kenara koyarsak eldeki uzunlar Nick Collison ve Nenad Krstic, vay vay vay. Gelecek sezonda da bu takımdan birşey beklenmemesi gerektiğinin farkındayım; ancak amaçsız bir sezon daha geçirmemeliler, kesinlikle. Hem Durant, hem de Green ligdeki üçüncü sezonlarına girecekler ve mental gelişimlerinin önemli bir kısmı da takımın yapacağı somut (galibiyet-mağlubiyet derecesi) gelişimle de doğrudan alakalı. Bu yüzden, çok da suyunu çıkarmayan bir meblağ ve uzunluktaki bir kontratla Swift’i bench’te tutmak gerekir. Swift kimdir, ne iş yapar, çok da mesele değil, takımın cap’i müsaitken cüzzi bir yatırımı daha hak eden bir fiziğe sahip. Öte yandan draft’tan Thabeet ile çıkılmazsa; Rasho olur, Orlando’nun Hedo hakkındaki tutumuyla da alakalı olarak Marcin olabilir, orta karar, sesini çıkarmadan işini yapacak bir uzun daha şart. Earl Watson ve Chucky Atkins’in ’10 yazında biten 10 milyon dolar civarı kontratları da yazın ya da sezon içinde kullanılmalı, draft’tan Thabeet gelirse bir pg-sg için, başka biri gelirse de savunma yapan, makul sayıda ribauntunu alan bir c için.



Memphis Grizzlies:

Kadro o kadar boş ki çok da yapılacak hamle gelmiyor aklıma. Boşluktan kastım nitelik değil, nicelik. Blake Griffin dedikleri kadar iyi çıkacaksa çehre değiştirebilirdi; ancak Ricky Rubio da hiç fena değil. (Memphis’te oynamama falan gibi şeylere itimat etmiyorum açıkçası, oynamıyorsa da takas eder alırsın şık bir adam.) Her yerde Ricky Rubio’nun adı geçiyor, laf arasında şunu da belirteyim: Rubio bence bu ligi çok bekletmeden sallayacak bir herif, farazi konuşuyor gibiyim ya da daha çok kahve ağzına benzedi; ancak iddiamın altını çizeyim istedim. OJ çok güzel herif, Mike Conley’i bench’imde isterim, peki ya Marc Gasol’e ne demeli? Ama draftten geleni de sayarsak, 2 tane büyük potansiyel, 2 tane de güzel gençle takım kurulmuyor takdir edersiniz ki. Free Agent’lardan da tutulacak adam yok ne yazık ki. Diğer takımlardaki Free Agent’lar arasından da piyasada fark yaratıp, sonra da cakasını satacak kalibre de adam da pek yok. Vasat adamlarla kadroyu doldurup, sezon ortasında 2010 gazındaki bir takıma Darko+Gay’i postalayıp, pota altında etkili bir adamı kadroya katıp bir top 3 pick daha kovalanılır mı, bence kovalanır. Bütün bunlar gerçekleşirse, Grizzlies önünü görecektir.

Ps: Rudy Gay son dönemlerde gördüğüm en tırt oyunculardan biri, bazı Nba kliplerinde bir değil, iki kere gözüküyor olması da kaderin bir cilvesi heralde.



Minnesota Timbervolwes:

Ooo babalar, bu nasıl kadro ama ya. Pota altı güzel, Craig Smith’ler falan; ama takımın gardları Bassy ve K-Oll, olmaz böyle! Yine tutmanın pek anlamı olmadığı free agent’lar var elde, aslında aklı evvelin biri çıkıp Rodney Carney’e büyük para vermezse, bench’te tutulacak bir herif kendisi. Jason Collins’in de korkunç kontratının sonuna geldik hayırlısıyla, basketbolu bırakacaktır umarım. Brewer sağlıklı dönerse, Foye, Miller, Gomes falan güzel herifler. Bassy de ilk 5 çıksın çok problem değil; ama güzel bir back up lazım. Yaklaşık 4 dakikadır free agent listesini inceledim baştan sona, şak diye alınacak biri gözüme çarpmadı. Ramon Sessions falan mantıklı bir hedef olarak gözükmedi. Mike Miller’dan vazgeçilir mi, bence geçilir; pazarlanmaya çok uygun bir kontratı var ve ortaya ne koyduğundan da çok emin değilim. Kevin Love’un olmasını bekleyecekler nasıl olsa ve bu arada Foye, Brewer, Gomes’e 3’er 5’er dakika daha fazla vermek, Mike Miller’dan 2 üçlük, biraz akıl beklemekten daha mı mantıklı acaba? Seneye bu zamanlar beni öldürün bunu söylediğim için; ama aklı başında bir koç ve şık bir pg’yle bu takımın çehresi çok değişir. Bu noktada pek çok Timbervolwes taraftarından ayrılıyorum sanırım; ancak bir outsider olarak görüşüm bu yönde. Ya aslında potansiyelli çok adam var 2-3 pozisyonlarında, draft’te de anladığım kadarıyla bu kadar yukarıdan seçilmeye değer bir pg yok Rubio dışında, koy baba pick’i Miller’ın yanına, güzel paket ha, şekil değiştirecek adam alınır.

15 Nisan 2009

Do this! - 1

Playoff'a kalan takımlar belli oldu. Bu noktadan itibaren takım yöneticileri için daha da yoğun günler başlıyor. Draftın 1-2 gün öncesiyle, sonrasını severim; ancak uzun zaman önce Ncaa ile ilişiğimi kestim. Bro'lar son günlerde scouting işine el atmışlar, ben de biraz akıl vereyim playoff'a giremeyen takımların Gm'lerine.

Sacramento Kings:

Aman yarabbi ya, bu nasıl takım be abi? Fran Garcia, Jason Thompson, Spencer Hawes ve hatta Donta Greene eli yüzü düzgün, potansiyelli gençler. Çaylak kontratlarından sonra cüzi miktarlara takımda tutulabilecek, iyi yatırımlar. Ama baba, hadi Kevin Martin'e de verdin kol gibi kontratı, takımın yıldızı falan diye de bu Nocioni ile Udrih, kontratlarının son senesine kadar kafadan cepte.

Bir kere kafadan ilk beş gardın Beno Udrih olmayacak. Uzun almaya gerek yok, sağdan soldan 5-10 dakika oynayacak çöp bulunur. Rashad McCants'in team option'unu aktive edip, 2 numara yedeği yaparsın da 3 numaraya her hâl ve şartta adam lazım. Fran Garcia'nın geleceğiyle ilgili ne düşünüldüğüne göre değişir tabii, alınacak adamın kalibresi. Marc Stein Hedo yazmış, açıkçası ben de Maloof biraderleri doğru tanıdıysam bu zamana kadar, süreleri gençlere verelim, takılsınlar demeyeceklerdir.

Ben olsam; drafttan bir numarayı çekmediğim takdirde alırım bir tane yakışıklı sg-sf, koyarım Fran Garcia'nın arkasına. Eli yüzü düzgün bir free agent da dikkatimi çekmedi, o işlere hiç bulaşmam, Beno Udrih'le devam ederim. Udrih'in arkasına da artık Mateen Cleaves midir, efendime söyleyeyim Will Solomon mudur, Kerem Tunçeri midir, birisini koyarım.

Yalnız ajan, bu takıma adam gibi bir koç lazım. Hiç öyle genç, tecrübesiz falan biri değil, bilindik eli yüzü düzgün bir koç alacaksın. Bir sezon daha çöpe atılacak çünkü, konferansın ve takımın son aylardaki hali düşünülünce, o yüzden Reggie Theus falan gibi deneylere hiç bulaşmadan, yukarıda adı geçen yetenekli gençleri kaybettirmeye alışmadan sezonu tamamlatmak gerekir.

ps: Nocioni'nin farkındayım da kendisini pek tutmam, 10-15 dakika veririm laf olsun diye. Takasını kovalarım sürekli.

Los Angeles Clippers:

Eyvaaaaah! Daha ilk takımda nefret etmişken bulaştığım bu işten, Clippers ile karşılaştım. İlk etapta takım sahibine bir tavsiyede bulunayım, Mike Dunleavy'nin Nba ile ilişiğini kes. Yerine beni getir baba. Yok ajan olmaz o iş dersen, o zaman da en azından kulağını çekiver şu herifin, böyle takım mı yönetilir be! Baron Davis, Zach Randolph ya da Chris Kaman’dan hangisini, ne şekilde yolluyorsan yolla, elden çıkarmak gerekiyor mutlaka en az birisini. Zach’i o kontratıyla kimse almaz, Baron Davis’in de ahı gitmiş vahı kalmış. Chris Kaman’ı bozdurup, bir iki tane orta ölçekli görev adamı, free agent’lar arasından da yine orta ölçekli Flip Murray, Matt Barnes, Chris Wilcox falan pozisyon gözetmeksizin birşeyler almalılar.

Dunleavy sezon ortasında, Zach’i falan aldığında playoff anlatıyordu utanmadan da, sezon boyunca Mardy Collins, Steve Novak gibi herifler geldi benchten. Olacak iş mi baba, gözünü seveyim. Drafttan gelecek Hasheem Thabeet gibi bir proje de uzun yedekliğini kotarır. Büyük kontratlardan en az bir tanesini, eli yüzü düzgün görev adamlarına dönüştürüp, bir ya da iki tane bench oyuncusu da aldıkları takdirde, aklı başında bir koçla playoff materyaline dönüşebilecek bir kadroya sahip Clippers.

Doğru düzgün bir bench ve rotasyonla beraber, iyi bir sezon başlangıcına ve Baron’un hayata dönmesine ihtiyaçları var.

Washington Wizards:

Öncelikle Nick Young ve Andray Blatche’nin şehri terketmesini yasaklar, antreman tesislerine kilitler ve başlarına da kafa başı birer koç, birer de psikolog koyarım. İkisine de aklını başına devşirmelerini rica eder, bu kafayla giderlerse çaylak kontratları bitince bir halt edemeyeceklerini belirtirim. Akabinde Arenas, Caron ve Jamison’u teker teker arayıp, onları takas etmekle uğraşmayacağımı; ancak zırva bir sezon daha istemediğimi belirtir, efendi gibi tatil yapmalarını rica ederim.

Hareket alanı çok kısıtlı durumda ve Jamison’u takas etmekle uğraşmaktansa, eldeki üçlüye son bir şans daha tanınması taraftarıyım. Çünkü, hem Caron Butler, hem de Antawn Jamison, onların rakamlarına sahip pek çok oyuncunun aksine, Arenas’ın gard olduğu takımda çatlak ses çıkartmayan herifler ve Songalia, DeShawn, Haywood gibi dravdan oyuncuların kontratları pek bir şişkin olduğundan, Arenas’ın etrafında yepyeni bir sisteme geçiş dönemi şu andan çok daha sancılı geçecektir.

Ben risk alınmaması taraftarıyım, eldeki çekirdek çok da fena işler başarmamış bir çekirdek, kadro dolsun diye bulundurulan oyuncular da çok fena elemanlar değil; ancak Blatche ve Young’ın artık Nba’in potansiyelli herifleri olduklarını ve sağlıklı kaldığı sürece makul bir yerden playoff yapmaması süpriz olan, göz önünde bir takımda oynadıklarını idrak etmeli, efendi gibi top oynamaya başlamalılar. Saunders fena bir seçim değil, zaten çok da koçluk işi yok bence bu takımın, Saunders'ın tatlı sert stili ve güzel kariyeri, bu iki herifi gaza getirebilir belki.

ps2: Kenny Smith de benzer konseptte bir işe girmiş, yahoo'dan bakılabilinir.

ps3: Toplam dört yazıda hallolur bu iş.

14 Nisan 2009

3.Lig Raporu

İstanbul Tepecik.

Bilemiyorum kaçınızın yolu düştü bugüne kadar; ama ben oradaydım 19 Mart'ta. Tepecik'in tam olarak neresi olduğunu bilmiyorum gerçekten de, Silivri cezaevi geçildi, onu hatırlıyorum, bir de Büyükçekmece'ye bağlı olduğunu biliyorum, seçim öncesi afişleri yüzünden.

Tepecik Belediyespor 3.lig yükselme grubunun tartışmasız en iyi takımı ve maçların bitmesine 6 hafta kala, henüz matematiksel olarak değilse de garantiledi bir üst kademeye yükselmeyi. İç saha maçlarını yapay çimde oynuyorlar ve bunu da 1-0'lık galibiyetlerle lehlerine kullanmayı iyi beceriyorlar. Ayrıca, stadın baya sapa bir yerde olması, etrafının apaçık olması da sahada oynanan futbolun kalitesini düşürüp, ev sahibi takıma avantaj doğuran iklim şartlarının ortaya çıkmasına neden oluyor. Bireysel yetenek olarak, dikkat çeken oyuncu göremedim 19 Mart'ta, sadece düzgün fizik kalitede birkaç oyuncuları var.

İzmir Atatürk.

9 Nisan'da da buradaydım. Göztepemiz, ligin en pahalı takımlarından biri, kadrosunda 2 üst kademe yukarıda defalarca oynamış oyuncuların yanı sıra, bu kademede önceki senelerde yıldızlaşmış oyuncular bulunuyor. Ancak, bu sene seyrettiğim iki maçta da gördüğüm problemlerin başında, belli bir oyun disiplinin hâlâ oturtulamaması geliyor. Takım spesifik anlarda rakip kalede bir baskı kuruyor, usta ayaklarının fazla olmasının yardımı ile; ancak bu baskıdan gol çıksa da çıkmasa da, 15-20 dakikalık bir duraklama periyoduna giriyor takım. Bu kadronun üç aşağı, beş yukarı toplama bir kadro olması ve sırf bireysel yetenekleriyle küme çıkabilecek kadar kapasiteli bir takım olması bir yana, bir aksilik olmazsa da beklendiği gibi küme çıkılırsa, gelecek sezon ile ilgili halledilmesi gereken en büyük problem bu. Hep en üst seviyede oynanması beklenemez; ancak maça özel takımca istikrarsızlık da hoş bir durum değil.

Teknik olarak göze çarpan en büyük eksiklik ise, gol yollarındaki sıkıntı. Girdiği pozisyon/attığı gol yüzdesi yüksek olan bir golcü transferi, bu yaz yapılması en elzem transfer gibi duruyor.

Bafra Belediyespor ile ilgili çok bir fikrim yok; ancak fiziki olarak çok yetersiz bir kalecileri var ve takımın çoğunun Samsunspor'un paf takımı ya da altyapı oyuncularından oluşuyor olmasıyla doğrudan alakalı olarak savunma yapmayı bilmiyorlar. Öte yandan, solak 11 numaralarının "set pieces" özelliği 17/20. Dikkat.

Yükselme grubunda yarıştan kopan çok fazla takım oldu şu ana kadar, ilk 4 direkt olarak bir üst kademeye çıkıyor ve şu ana kadarki sonuçlar göz önüne alındığında, ilk 4'te yer alabilecek toplam 5 takım var zaten. Tepecik zaten işi çok kolayladı, Göztepe de mazisine, taraftarına, nüfusuna bakılarak, bu saatten sonra tökezlememesi gereken bir ekip. Kalan 2 bilet için de çekişen takımlar Tavşanlı Belediyespor, Ankara Demirspor ve Kahramanmaraşspor.

Birdman

Sedat JR'ın hakkını teslim etmiş, ben de Birdman'i pas geçmeyeyim. 2 sene basketbola ara vermesine neden olan cezaya rağmen, Chris Andersen bir anda batı konferansının en iddialı takımlarından birinin kullanışlı parçalarından biri haline geldi. Onu kullanışlı yapan özelliği de 20:36 dakika ortalamayla yaptığı 2.5 bloğu. Aşağıda bahsi geçen maçta ise 5 blok yaptı Andersen, daha da absürdü ise son 12 maçta yaptığı toplam 40 blok ki, 3.33'lük bir ortalamaya denk geliyor bu rakamlar. Birdman'in 2. sırada olduğu blok krallığını ise 35:53 dakika ortalamayla maç başına 2.9 blok yapan Dwight Howard'ın kazanacağını da not düşelim.


Blinn College diye ne yidüğü belirsiz, 2 senelik bir okuldan çıkıp, profesyonel kariyerine Çin'in Jiangsu Nangang takımında başlayıp, CBA'de birkaç sene vakit geçirmiş bir oyuncunun, üstüne üstlük 2 senelik bir cezayı tamamladıktan sonra buralara gelmesi de hoş bir durum olsa gerek.