1905 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1905 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

09 Mart 2008

FA Cup Geri Döndü

Liverpool ve Arsenal zaten elenmişti. Manchester United ve Chelsea de bugün elenince 1995'ten beri ilk kez bu dört takım dışında bir FA Cup Şampiyonu'nun ortaya çıkacağı artık kesin.

Chelsea 1997 ve 2000'de bu kupayı kazandığında şimdi olduğu kadar güçlü ve popüler değildi. Onun için Chelsea'nin bu şampiyonlukları bir nebze sürpriz şampiyonluklar olarak adlandırılabilirdi fakat bu FA Cup'ın şampiyonluk adaylarının son derece azaldığı gerçeğini değiştiremezdi. 1995'e kadar değişmeyen 4 takımın şampiyon olduğu FA Cup'ta 1988'e kadar gittiğimizde ise Everton ve Tottenham'ın birer şampiyonluğu dışında yine bu dört takımdan başkasını göremiyoruz. Artık aramızda resmi olarak olmayan Wimbledon'ın 1988'deki şampiyonluğu bu konuda adeta bir milat gibi.

Bu kısır döngünün kırılmasında en büyük pay sahibi de Championship Ligi'nde küme düşmemesi henüz kesinleşmemiş bir takım: Barnsley FC.


3 hafta önce Liverpool'u eleyen Barnsley bugün de tek golle Chelsea'yi devirerek 1912'den beri ilk kez yarı finale yükseldi. 1912'de yarı finale yükseldiğinde de kupayı almışlar. Zaten Liverpool ve Chelsea'yi aşacak kadar azimlilerse bu sene de almamaları için hiçbir neden yok.

Kupada yoluna devam eden diğer takım ise Manchester United'ı eleyen Portsmouth. Alex Ferguson maçtan sonra hakemi yerden yere vurmuş ama gol atamadıktan sonra faydası olmuyor Sayın Sir Alex Ferguson. 3 kupayı birden alırız sinyalleri veriyordu Manchester, seneye bir daha denerler artık. Van Der Sar'ın sakatlanıp çıktığı ve yedek kaleci Kuszczak'ın da kırmızı kart gördüğü maçta Rio Ferdinand'ın kaleye geçip Muntari'nin penaltısını ters köşeye yatmadan yediğini de ekleyeyim.

Middlesbrough-Cardiff ve West Brom-Bristol Rovers çeyrek final mücadeleleri de yarın oynanacak. Görüldüğü gibi dört FA Cup devinin dışında Everton, Tottenham, Man City, Aston Villa gibi diğer başaltı takımlar da yok. Portsmouth ve M'Boro kalan Premier Lig ekipleri olarak öne çıkıyorlar ama görüldüğü gibi FA Cup'ın şakası yok. Gününde olan kazanıp yola devam ediyor, aynen eskiden olduğu gibi, aynen olması gerektiği gibi. John Terry, Barnsley Liverpool'u elediğinde 'Çok mutlu oldum ama bunun Liverpool'un elenmesiyle ilgisi yok, FA Cup böyle sürprizlere açık olmalı' diyordu. Nereden bilebilirdi ki en tatlı sürprizi kendisinin yaşayacağını. İşte en güzel tarafı da bu FA Cup'ın.

19 Ocak 2008

64 Kareye Sığan Bir Hayat

Satranç dünyasının tartışmasız en enteresan kişiliği ve bazı görüşlere göre de gelmiş geçmiş en büyük oyuncusu Bobby Fischer satranç tahtasının her karesinde bir yılını geçirerek 64 yaşında hayata veda etti.
Küçük yaşta kendi kendine başladığı satrançta kendini geliştirerek soğuk savaş döneminin en büyük rekabetlerinden biri haline gelen bu oyunun ABD tarafındaki en başarılı ve belki de tek temsilcisi olarak kazandığı ünü kişisel problemlerini kazandığı başarıların önüne geçirerek daha da kalıcı hale getirdi.

Sovyet oyuncuların domine ettiği satranç dünyasında hepsinin arasından sıyrılarak Amerikalılar için soğuk savaşın en büyük gurur kaynaklarından biri olmasına rağmen hayatının son dönemini Amerikan karşıtı olarak ve tabii ki bunun karşılığında ülkesi tarafından dışlanarak geçirdi.

Satrançta strateji ve eğitim gibi temel konularda devrim niteliğinde yeniliklerin gelmesini sağlamış, hayatını 1500 yıllık bu oyuna adamış gerçek bir satranç ustasıydı. Beraberliklerin kolayca kabul edilmeye başladığı, hesapların satranç tahtasının dışına taştığı satranç dünyasında mat olurken bile beraberlik kabul etmeyecek derecede agresif bir oyuncuydu. İyi bir satranç oyuncusunun sahip olması gereken araştırmacı bir ruha, kazanma arzusuna ve hepsinden önemlisi elbette müthiş bir zekaya sahipti. Bu kelimeyi kullanmayı çok sevmiyorum ama bir başkasına daha iyi uyacağını sanmıyorum. Gerçek bir fenomendi.

İleride satranç kariyeriyle ilgili daha detaylı bir yazı yazmayı düşünüyorum.

Huzur içinde yatsın. Öteki dünyadaki satranç ustalarını şimdiden mat etmeye başlamıştır.

26 Kasım 2007

Birmingham'lı Faruk

Premier League'de oynayan TC vatandaşları deyince akla kim geliyor ? Emre, Tuncay.. Tamam.. Peki başka var mı ? Var..

Faruk Gürsoy, ya da daha bilinen adıyla Richard Kingston ya da Dünya Kupası'nda formasının arkasına yanlış yazılmış haliyle Richard Kingson. Faruk Gürsoy isminin nereden geldiğini açıklamayacağım, zira 'çok saçma'. Birmingham City'de bu sene. İngiltere'de kaleci mi kalmadı da Kingston'a kadar düştü Birmingham diyecek olursak, 'Evet kalmadı' diyebiliriz. Zira İngiltere'nin daha doğrusu Carson'ın Hırvatistan'dan yediği ilk gol buna işaret ediyor. Bu hafta da Premier League'de ilk maçına çıktı Faruk. League Cup maçında daha önce oynamışlığı vardı.


Türkiye'de neredeyse oynamadık takım bırakmadıktan sonra İsveç'te, Hammarby'da 1 sene oynamıştı. Sene başında ise Birmingham ile anlaştı. Steve Bruce'un Wigan'a gitmesiyle antrenörsüz kalan Birmingham'ı zor bir maçın beklediği zaten belliydi. Bir de bunun üstüne Kingston ya da Faruk öyle de bir gol yedi ki, zaten işi zor olan Birmingham'ın hiç şansı kalmadı..
Şuradan golü izleyebilirsiniz, ikinci gol de harika bir gol. Onu da izleyin oraya gitmişken.

Portsmouth iyi gidiyor. CL pozisyonu için işleri hiç ama hiç kolay değil ama bunu sonuna kadar zorlamakta kararlı görünüyorlar, Everton ve Aston Villa da aynı amaç için uğraşacaktır tabii ki. Birmingham küme düşme hattından fazla uzaklaşamayacak bence. Steve Bruce'un Wigan'da ne işi var ? Wigan'ın Premier League'de ne işi var ? Düşsün bu sene Wigan. Derby düşmesin ama..

23 Ekim 2007

Kaleci Neville, Hakem Gerrard

Maçın üstünden 3 gün geçti gerçi ama match of the day'i izlemeden birşey yazmak istemedim. Bu süreçte Mehmet Öz haberi de arka sayfaya düştü; güzel oldu.

Glasgow derbisiyle aynı güne denk geldi Merseyside derbisi, hatta aynı saate. Tesadüf mü bilmiyorum. Glasgow'da maviler son derece mutluyken Liverpool'da ise öne geçtikleri maçı -belki de haketmedikleri bir şekilde- kaybeden taraftı.

2001'de de Liverpool son dakikada kazanmıştı Goodison Park'ta. Bu kez de öyle oldu ama biraz garip oldu.

Önce Everton öne geçti. Sami Hyppia'dan usta işi bir gol. İddiaya girebilirim ki Everton'da bu kadar net bir vuruş yapabilecek bir forvet yok. Neyse..


Torres de yoktu. Üstelik bu sefer Benitez'in 'rotation, rotation, rotation' takıntısından değil sakatlığından dolayı yoktu. Eee peki nasıl çevirecekti Liverpool bu maçı: Gerrard, Gerrard, Gerrard..

Everton'ın kornerinden sonra 60-70 metrelik bir deparla kaleciyle karşı karşıya kaldı. Hibbert onu ancak penaltı yaparak durdurabildi. Everton defansından Lescott, Gerrard'ın deparına 10 metre geriden eşlik edebilmiş Gerrard'ı indiren Hibbert da faulü yapmak için ceza sahasına girmeyi beklemişti. Belki de dışarıdaydı aslında, penaltı olup olmadığı tartışılabilir. Ama asıl tartışma kartın rengindeydi. Hakem önce cebinden sarıyı çıkarttı ama elinde sarı varken Gerrard hakeme gelip 'ne yani bu pozisyona sarı mı göstereceksin' gibilerinden birşeyler söyleyince hakem kırmızıyı çekiverdi.


David Moyes ateş püskürdü maçtan sonra röpörtajda. Haklı adam. Görüntülerde önce sarıyı çıkartıp sonradan kırmızıya döndüğü çok açık. Hakem Mark Clattenburg bu arada. Moyes maçtan sonra hakemi eleştirince Benitez de geçen seneki 3-0'lık maçı hatırlatmış. Everton'ın 2 golünde faul vardı. 'O zaman hakem iyiydi ama di mi' demeye getirmiş. Ki Benitez böyle konularda hiç konuşmaz. Demek ki Merseyside derbisi cidden böyle birşey.

Peki Gerrard bu kadar iyiyken, böylesine bir derbiyi kazanmak için canını dişine takıp oynuyorken onu oyundan çıkarmayı kim akıl edebilir ?! Cevap Benitez.. Peki neden ?! Cevap: Rotasyon, rotasyon, rotasyon.. Gitti Lucas'ı soktu.

Neyse ki Benitez'in planı işledi. Gerrard'ın yerine giren Lucas'ın kaleye giden topunu kurtaran (evet adam ciddi ciddi harika bir kurtarış yaptı aslında) Neville Howard'a bu son dakika golünü kurtarmak için bir şans vermişti Tim Howard'a ama Howard Kuyt'un penaltısını topa değmesine rağmen kurtaramadı.


Duraklamalarda bir de Everton'ın net bir penaltısı verilmeyince Everton'lıların öfkesi anlatılmaz boyutlara ulaşmıştır sanırım. Zira açık ve net bir penaltıydı. Goodison Park'ın ev sahipleri için son derece zor bir gün olmalı.

Liverpool'da ise işler yolunda aslında. Benitez çok gıcık edici hamleler yapıyor ama bir şekilde işliyor. Deplasman derecesi 4/5 Liverpool'un. Ligin en iyi derecesi. Daha önceki sezonları hatırlarsak gerçekten müthiş. Son şampiyon Man Utd'ın sadece 4 puan arkasındayız ve tüm bunlar olurken Agger ve Alonso yok. Agger dönünce Hyppia'nın kendi kalesine attığı gollerden kurtulacağız bir kere, bu bile yeter.

You'll never walk alone, even in İstanbul. Hava güzel olursa yanındayız Liverpool'um. Hava güzel olursa kısmı şarkının ruhuna pek uymadı ama olsun.