NBA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
NBA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Kasım 2011

Duyuru


Profesyonel Basketbol A Takımı oyuncumuz Lamar Odom ile olan sözleşmemiz topu topu 2 saat sürmüş ve büyük bir şansızlık nedeniyle oyuncu eski kulübü Los Angeles Lakers'a geri dönmüştür.

Oyuncumuza bugüne kadar Beşiktaş'a verdiği hizmetler için teşekkür eder, bundan sonraki basketbol hayatında başarılar dileriz.

Torino'lu

29 Haziran 2011

new plankers on the block





Planking müessesesinin yeni neferleri, Dwight Howard ve Gilbert Arenas..

MJ vs Doc & Nique

soldan sağa #21 Nique, #32 Jon Koncak, #25 Doc Rivers & #23 MJ

21 Mayıs 2010

JVG

Jeff Van Gundy, New York Nazareth College, 80'ler..

18 Nisan 2010

Batug.com - Kapılar açılsın çatışmalar başlasın

Sezon başında yaptığımız çalışmanın tadı damağımızda kalmıştı, bütün sezon Pistons gibi yattıktan sonra biraz çalışalım dedik. Ortaya bu çıktı...

Alın kucağınıza laptopu, girin tuvalete, saatlerce okuyun.

http://www.batug.com/playoffs2010/magazine/index.html

05 Nisan 2010

36 faktörlü Blatche

Arenas olayından sonra, Butler ve Jamison gibi yıldızlarını sezon sonu indirim yapan mağazalardan beter bir şekilde elden çıkaran Wizards'ta, genç uzun Blatche, All-Star istatistikleri yapmaya başladı takip edenlerin yakından bileceği gibi. Blatche, yeteneklerine rağmen şu ana kadar formal ağızla yetersiz iş ahlakı, informal ağızla yavşaklığı nedeniyle istenen aşamayı kaydedememişti.

Bu mesaja sebep olan aşağıdaki videoyu sevgili Orkun yolladı, heyecan seviyesi İBB - Ankaraspor maçından hallice olan Washington - New Jersey maçının son saniyelerindeyiz. Blatche'nin kariyerinin ilk triple double'ını tamamlaması için bir ribaunda ihtiyacı var ve bunun farkında. Gerisini siz izleyin, ben fazlasıyla güldüm.

08 Mart 2010

Motivasyon


“He punched me in the chest and he was yelling, I need you. No more feeling sorry for yourself.”’*

Atlanta Hawks'a karşı ikinci yarıda alınan bir mola sırasında, Wade, sorunlu genç yıldız kategorisinin yeni temsilcisi Michael Beasley'nin iplerini gevşetmesine yardımcı oluyor. Bu moladan sonra son 2 dakikada üstüste 7 sayı atan Beasley, son çeyreği de 14 sayıyla tamamlıyor ve Miami, son şampiyon Lakers'tan sonra, 12 sayı geriden gelip Atlanta'yı da yenip, galibiyet serisini 3 maça çıkarıp, play-off yarışına devam ediyor.

Son 3 maçta Wade'in istatistikleri ise, 33.3 sayı - 5.0 ribaund - 12.0 asist - 2.3 top çalma - %49 FG.

*Göğsüme vurdu ve 'Sana ihtiyacım var. Kendin için üzülmeyi bırak.'" diye bağırıyordu.

13 Ocak 2010

Perili Otel

Oklahoma City Thunder ile New York Knicks arasında oynanan maçı beklendiği üzere Thunder rahat kazandı. Mağlubiyetin sebepleri olarak saha içi ve saha dışı bir çok faktör sayılabilir muhakkak. Ancak New York'lu bazı oyuncuların mazereti oldukça enteresan. Önceki gece kaldıkları otelde hayaletler olduğunu ve gece uyuyamadıklarını iddia ediyorlar. "Kesinlikle inanıyorum" diyor Jared Jeffries, "orası tekin değil, korkunç bir yer." Eddy Curry ise sadece 2 saat uyuyabilmiş, "olayın 10. katta olduğunu söylüyorlar ve o katta bir tek ben kalıyordum. Mecburen gecenin çoğunu Nate'in odasında geçirdim. O otelde hayalet olduğuna kesinlikle inanıyorum" diyor.

Eddy Curry'nin Nate Robinson'ın odasında takılması başka türlü de açıklanabilir tabi ama konumuz bu değil şu anda.

Bahsi geçen otelin adı Skirvin. 1910'da inşa edilmiş. Kuzeybatının en iyisiymiş zamanında. Otel sahibi W.B. Skirvin'in temizlikçi kızlardan biriyle ilişkisi olmuş ve kız hamile kalmış. İşler bir şekilde sarpa sarmış ve muhtemel bir skandali önlemek amacıyla Mr. Skirvin, kızı 10. kattaki bir odaya kilitlemiş. Bir süre sonra temizlikçi kız doğum yapmasına karşın hâlâ odadan çıkmasına izin verilmemiş. Bunun üzerine bebeğiyle beraber aşağı atlamış.

Yıllar içerisinde otelde kalan birçok müşteri geceleri çocuk ağlaması duyduğunu iddia etmiş. Bazı erkek müşteriler, odada yalnız oldukları sırada bir kadın sesinin kendilerine seslendiğini söylemişler. Çıplak bir kadın figürü gordüğünü ve hatta görünmeye bir varlık tarafından tecavüze uğradığını iddia edenler bile varmış. Ayrıca kendi kendine hareket eden nesneler de görülürmüş sıkça.

Otel, 1988'de kapatılmış ancak 20 yıl sonra tekrar restore edilerek, Skirvin Hilton adıyla hizmete açılmış.

14 Aralık 2009

Normal mi, elma dilim mi?



Görüntü pazar gecesi oynanan Oklahoma City - Cleveland maçından. James, fast break başında önce kısa bir kasap havası yapıyor, hücumun sonunda çocuğun patateslerini götürüyor.

13 Aralık 2009

Deliksiz

Hikayeyi mark paylaştı. Tembellik yapmış, sizle paylaşmamış. Kevin Arnovitz'in kaleminden aktarıyorum.

Celtics yedeklerinden Giddens için iyi bir dış şutör denemez. Zaten kariyeri boyunca sahada kaldığı 54 dakika boyunca da, sadece tek bir üç sayı denemesi var. Ama ligde ikinci yılını geçiren skorer gard kendini geliştirmeye çalışıyor, tabi takım arkadaşı efsane şutör Ray Allen da bu arada ona takılmayı ihmal etmiyor.

Chicago maçından önce, bu sabah United Center'da şut antremanı yaparken Giddens, Ray Allen geldi ve bench'in hemen arkasında oturup onu izlemeye başladı. Giddens, doğuştan bir şutör değil, şutunu çıkarırkenbiraz arkaya düşüyor ama bu sabah düzgün atıyordu. Allen'ın önünde 3 tane üstüste üçlük soktu.

Ama bu Allen için yeterli değildi.

"Çembere değdirdin." dedi Allen, Giddens üçüncüyü soktuktan sonra. Giddens dönüp Allen'a baktı. Bozulmamıştı, daha çok babasını memnun etmeye çalışan istekli bir çocuk gibi bakıyordu.

Allen gülerek, "Şutun çembere değiyorsa, ne biçim bir şutörsün sen?" dedi.

Sonra kenarda oturduğu rahat koltuktan kalktı ve 25 feet'ten şutunu attı. 14 yıllık kariyeri boyunca 2000'den fazla üç sayı isabeti bulunan Allen'ın şutu deliksiz girdi. Sakin bir şekilde yerine geri döndü, Giddens da çalışmaya devam etti.

29 Kasım 2009

basketi değil traşı bırak ayvi


bildiğimiz şımarık cazgır halinin sevimli kırışıklıkları arasına saklı melodramatik velet ortaya çıkmış ve o veda mesajıyla kendisine düşleyebildiği gibi bir cenaze töreni dillendirmiş. şu güne dair hesaba katmadığı; halen canlı hattâ peksklemediği yaşına göre çakı gibi olduğu… sonraki günlere dair de, kendiyle meşgul akılcığına gelmemiş olan bir gerçek var: basketbol oynamadan duramayacağı. bu kadar senede gösterdiği, yapabildiği en iyi işin basketbol oynamak olduğu. tavşan gibi üremeyi ve pleysteyşın oynamayı işten saymazsak, tek de denebilir. meziyetleri arasında kelimeleri özenle birleştirmek yok; (konuşa)bildiği dilde hazırlanmamış üstelik her cümlesi ayrı çeşit palavra ve klişeden ibaret veda metnini müsâmere provasındaki bir haylazın şiir okuması gibi mırıldanırken, ayvi sanki revaçtaki pembediziye konuk oyuncu gitmiş de tevede rol kesiyormuş gibi seyrettim. gözler doldu filan… aman ne trajedi. vircinya lisesi tiyatro kolu: ayvırsın eez hamlet…

-teşekkürler azizler, börd cordın kerim ve adını aklımda tutabilemediklerim -evet ya ben de onlardan biriyim. yaptım elimden geleni, ilâhlar daha durayım istemedi. haydi ben ölüyorum hakkınızı helâl edin. ha bir de ribaka teşekkürler. bi de ıııı, neydi lan, hıh soniyle kentakifraytçikın. ve hemptındaki barnimarketten ceysın dayı; üstümde çok emeği vardır. neyse uzatmayayım, artık basket bana haram. sesleriniz ebediyen böğrümde yankılanacak, kokunuzu hatırladıkça tadınız genzime gelecek. hastalavista. (org greytıstlavofol çalmaya başlar, rihanna şarkıya girer, perde iner – üstünde starbaks reklamı vardır. şekspir in şok! dağılın.)

belki gelecekte bir gün basketbola gerçek vedasını kendi kelimeleriyle eder. o zamana kadar da biyerlerde belki avrupa'da basketbol oynar herhalde. okyanusun bu tarafında kaprisleri birkaç sene hoşgörülecek kadar efsanevî bir şöhrete sahip. yiyip bitirecek tek o kaldı zaten. hem karıya çoluğa çocuğa çeteye yeni teveye para lâzım. yunanistan? italya, ispanya? rusya? fener?!. ihehe. ne, siksırs mı ilgileniyormuş? al sana! aklıma takıldı; şimdi bu herif diyelim üç gün sonra bir takımla anlaşıp oynamaya başladığında, bu bir kambek olarak mı değerlendirilecek?

olen ayvırsın, bizamannar ceymsdin gibiydin, ölmedin.

27 Ekim 2009

Yok artık batug.com

Proje posta kutuma geldiğinde, bu kadar enfes bir işin ortaya çıkacağını tahmin etmiyordum. 30 takıma, 30 preview, 140 sayfa. NBA'in kıyısından geçen herkese armağan olsun.

Güzel insan Oytun Özdemir'in dediği gibi, "al kucağına laptopu. gir tuvalete. saatlerce oku."

http://www.batug.com/magazine/index.html

23 Ekim 2009

Eski dostlar bardak oldu


Isiah Thomas’ın yöneticilik ve koçluk kariyerini nasıl piç ettiğini biliyoruz. İntihar etmeyi düşündüğü günlere gelene kadar uzanan bir süreç, yarı başarılı bir yöneticilik, iyi draft seçimleri, kötü kontratlar ve en nihayetinde eline, yüzüne bulaştırdığı New York macerası… Çoğu takipçi ise oyunculuk kariyerini nasıl piç ettiğini ve ligin efsane oyuncularından biri olma yolunda ilerlerken, sessiz sedasız emekliliğini açıkladığını hatırlamaz.

Az aşağıda değineceğim ana yemeğin hemen öncesinde o yemeğe giden hazırlık sürecini anlatalım. Bu işin arkasında da Michael Jordan var, ilk All-Star maçı olan 1985’e uzanıyor hikâye. Jordan’ın üzerinde, o zamana kadar herhangi bir yıldız üzerinde eşi benzeri görülmemiş ilgi var, Nike anlaşmaları, “All-Star maçında All-Star ekipmanı giyilir” tabusunu yıkan smaç yarışması ısınmaları ile Jordan marka ikonu bir genç yıldız olarak parıldamaktadır.


Jordan’ın asansörde Isiah’a selam vermediğine dair bir söylenti de olayları iyice alevler ve zamanın kankaları Magic ve Isiah, parlak çocuğa topu fazla atmamak üzerine bir konuşma yaparlar ve bunu da sahada –her ne kadar kimse bu konuda bir itirafta bulunmasa da- uygularlar. Maç sonrası isimsiz bir kaynak bu olayı doğrular, maçı izleyen ünlü spor yazarlarından Jack McCallum da “In my opinion, there was a freeze-out. Maybe not for the entire game but for major parts of it” diyerek tanıkların hislerine tercüman olur.

Jordan, kariyerinin son sahnesi olan Hall-of-Fame konuşması dahil –ki o konuşmada giydirmediği adam kalmadı- olayı reddeder, Isiah da bir sürü efsanenin bulunduğu –Bird, Erving, Moses gibi- o kadroda Jordan’ın sadece 9 şut kullanıp 7 sayı atmasının normal olduğunu anlatarak güler, geçer.

Ancak yazılı olmayan tarih öyle demiyor. Jordan o günden sonraki ilk Pistons maçında 49 sayıyı atıverir. Kariyerinin geri kalan kısmı da sürekli Isiah ve Pistons ile didişmekle geçer ve belki de muhteşem başarılarla dolu kariyerindeki en ağır mağlubiyetleri de hep Isiah’a karşı alır. Ancak 1991’deki süpürge sonrası Isiah olayı kaldıramaz ve maçın bitimine henüz 10 saniye varken bench’teki arkadaşlarıyla birlikte sahayı terk eder.

Sonrası ana yemek. 1992 Original Dream Team kurulurken dönemin en formda yıldızlarından ziyade, son 10 yıla damgasını vurmuş efsane oyuncular tercih edilir. Magic Johnson ve Larry Bird basketbolu bırakmamış olsa da son demlerini yaşamaktadırlar. Bahsi geçen dönemden tek bir süperyıldız kadroda yoktur: Isiah Thomas. 4 Kasım’da resmen satışa çıkacak olan, Jack McCallum’un kaleme aldığı, Magic ve Bird’ün ortak otobiyografisi When the Game was Ours’ta Magic Johnson, bu işe tam da bizim tahmin ettiğimiz şekilde, bir açıklama getirmiş:

Isiah killed his own chances when it came to the Olympics. Nobody on that team wanted to play with him. ... Michael didn't want to play with him. Scottie [Pippen] wanted no part of him. Bird wasn't pushing for him. Karl Malone didn't want him. Who was saying, 'We need this guy?' Nobody.



Isiah ve Magic, 1988 finallerinde maçlardan önce ‘a kiss on the cheek’ olarak bilinen selamlaşmalarıyla dostluklarını ele-güne duyurmuş, ölümüne kanka imajı vermişlerdi. Isiah, en çok da bu konuya üzüldüğünü söylüyor:

I'm glad that he's finally had the nerve and the courage to stand up and say it was him, as opposed to letting Michael Jordan take the blame for it all these years, I wish he would have had the courage to say this stuff to me face to face, as opposed to writing it in some damn book to sell and he can make money off it.


Magic’in asıl ağır suçlaması, HIV taşıdığı ortaya çıktıktan sonra gay yahut biseksüel olduğuna dair iddiaları yayan kişinin Isiah olduğunu söylemesi. Onun bu konuyu sürekli irdelediğinden, en güvendiği kişi olmasına rağmen peşini bırakmadığından bahsetmiş. Isiah ise öz kardeşinin AIDS’ten öldüğünü ve bu konuda Magic’ten daha fazla bilgi sahibi olduğunu, ek olarak da bu kadar yakın bir arkadaşının cinsel tercihlerini sorgulayarak bir bakıma kendisininkini de sorgulamış olacağını söylemiş. İlginç bir yaklaşım.

Sonuç olarak, vefa bozası zamanında leblebiyle içtiğimiz bir içecekmiş. Bu yaşa gelmiş adamların birbirine böyle bel altı vurmaları hoş değil. Isiah en çok arkadaşı zannettiği Magic’in kendisine kitapla vurmasına içerlemiş:

I'm really hurt, and I really feel taken advantage of for all these years, I'm totally blindsided by this. Every time that I've seen Magic, he has been friendly with me. Whenever he came to a Knick game, he was standing in the tunnel with me. He and Herb Williams and I, we would go out to dinner in New York. I didn't know he felt this way.



Kaynaklar: Bleacher's Brew, CNNSI

19 Ekim 2009

Gershon mu, hakemler mi?


NBA'de halihazırda devam eden hazırlık maçlarını, ingilizcesi "replacement referees" olan, Türkçemize "idareten hakemler" olarak çevirebileceğimiz bir grup idare ediyor. Bu olayın sebebi, NBA'de maç yöneten yaklaşık 60 hakemin sözleşmelerinin bu sezon başında bitmesi, yeniden anlaşma için ortada bulunan ufak bir pürüzün giderilmesi yerine toplantıyı iptal edip yeni bir toplantı için de tarih ayarlamayan NBA yönetimi ve David Stern.

Halledilemeyen pürüz, her ne kadar ne kadar önemli bir detay olduğunu kestiremesem de, hakemlerin NBA ile yaptıkları toplu anlaşmanın bütçesinden yapılmak istenen indirimler arasında 700.000 $'lık bir fark bulunması. Bu sebeple, hakemler sendikası da 1999'da oyuncuların uyguladığına benzer bir lokavt uyguluyorlar.

İdareten hakemler hakkında oyunculardan koçlara, GM'lerden ligin eskilerine kadar herkes yorum yaptı, genelde de olumsuz fikirler belirtildi. Stern için ne yazık ki, belki de tercih etmeyeceği bir maç ve ortamda mevzubahis idaretenlerin ilk vukuatı cereyan etti.

Madison Square Garden'da NY Knicks ile Maccabi maç yapıyorlardı. Hazırlık maçından daha çok önem arz ediyordu mücadele, gelirler Migdal Ohr adında bir yetimhaneye bağışlanacaktı ve Migdal Ohr, İsrail'deki sayısız muhtaç çocuğa yardım elini uzatmış dünyanın en büyük yetimhanesiydi.

David Stern'ün yahudi olduğunu, hatta sporda gelmiş geçmiş en başarılı yahudilerden biri olduğunu, hatta ve hatta ailesinin bir çok üyesini İkinci Dünya savaşında kaybeden dinine bağlı bir yahudi olduğunu biliyoruz. Görüşlerini çok fazla etkilemeyecektir, ancak Gershon'un arka arkaya iki manasız teknik faul almasını -hatta bir tanesi lehlerine verilen bir kararda- ve atılması gerekirken 8 dakika boyunca sahayı terk etmemekte diretmesini, onu iknâ etmek için sahaya bir hahamın inmesini görmek çok da hoşuna gitmemiştir diye tahmin ediyorum. Belki yeni uygulamayı sorgulamak için bir fırsat olarak görür bu olayı.

Aşağıda bu yaz takip edebildiğim kadarıyla derlediğim, Stern'ün çiftlik ağası modelinde aldığı ve uygulamaya koyacağı bazı kararlar hakkında bilgi alabilirsiniz:

"Biraz daha yürüsen eve gidiceksin" kuralı olarak da bilinen pivot ayağı kuralı esnetildi:
- NBA to alter traveling rules
- Lebron James pleased to hear NBA is reconsidering rules on traveling

"Bench'teki oyuncu münakaşa sırasında sahaya giremez" kuralının esnekliğiyle hâlihazırda bir serimizin içine eden Stern, kenardaki oyuncuları bileklerinden prangalamaya kadar gidecek gibi:
- NBA tells players to take a seat

Oyuncuların saha içindeki davranışlarından saha dışındaki görünüşlerine el atan Stern (a.k.a. dress code), son olarak da cep telefonlarını karıştırma hakkını kendisinde buldu:
- New NBA rule prohibits in-game Twitter use

15 Ekim 2009

Spor Skandalları #6: Requiem for a team: Sonicsgate


Gördüğünüz, Seattle Sonics'in taşınma sürecinin köklerine inen bir belgeselin trailer'ı. Premiere'i iki sinemada kapalı gişe yapılmış. 12 Ekim'de 120 dakikalık son kurgusu bedava internet premiere'ini yaptı.

Filmin kendi sitesi de .org uzantılı. Anlayacağınız, bir karşılık beklemeden, olayı bilen-bilmeyen herkesin bu spor skandalının detaylarına ulaşması ve öğrenmesi için yapılmış bir amme hizmeti de diyebilirsiniz. Sonics'in ünlü taraftarlarından, anlatıcısına, Gary Payton'dan Save our Sonics derneği üyelerine kadar pek çok isimle röportajlar var. Aşağıdaki adrese tıklarsanız filmin tamamını izleyebilirsiniz.



Not 1: Filmi izleyip daha fazlasını arayanlar, bu işin peşini son güne kadar bırakmayan batug.com neferi Alp Akbulut'un konu hakkındaki yazılarına da göz gezdirsinler:

31 Ekim 2006: Büyük güç, büyük sorumluluk gerektirir
18 Aralık 2007: Le Grand Vert
5 Kasım 2008: Yağmura Veda

Not 2: Linki Can Birand vasıtasıyla gördüm, kendisine şapka.

14 Ekim 2009

Pilates olmak


Sacramento Kings oyuncusu Francisco Garcia'nın bileğinden sakatlandığını ve yaklaşık dört ay sahalardan uzak kalacağını duyanlar vardır. Peki neden sakatlandığını bilen? Sebep fotodaki egzersiz toplarından birinin, tam altındayken patlaması ve Garcia'nın kendi bileği üzerine düşmesi. Bu olay üzerine Sacramento Kings mevzubahis topların kullanımını yasaklamış, diğer 29 takıma da bu konuda bir uyarı göndermişler. Sütten ağzı yanan yoğurdu hakikaten de üfleyerek yiyor.

14 Eylül 2009

Russell'dan meydan okuma


MJ'in Hall of Fame törenindeki konuşmasını izleyenler olmuştur. Sonlara doğru, Byron Russell'la ilgili bir hikâye anlattı. Dediğine göre, basketbolu ilk bıraktığında, 1994 yazında beyzbol antremanlarına devam ederken, bazı Jazz oyuncuları Chicago'ya antreman için gelmişler ve Jordan da onları ziyaret etmiş. Byron Russell kendisine "Adamım, niye bıraktın ki? Seni tutabileceğimi biliyorsun, eğer bir daha seni şortla görürsem... Bir daha şortla görürsem..." diyerekten meydan okumuş. Jordan da geri döndükten sonra ilk Jazz maçında Russell'a gidip "Bana şortla ilgili söylediğin lafı hatırlıyor musun, işte fırsat!" demiş. En sonunda da Russell'ı şortlu görürse hemen oynayacağını söylüyor.

Bugün yahoo'da okudum ki, Byron Russell bu muhabbete cevap vermiş. Adam diyor ki; "Hemen oynarım. Özel jetine atlasın gelsin, kapışalım. O kadar parası var, herhalde yol masrafını da bana sokmaz. Ayrıca olay benim çaylak yılımdaydı, onu geri dönmeye motive ettiysem ne mutlu bana" demiş.

ESPN bu işin üzerine gider de bu maçı alırsa, Russell için kötü bir gün daha geçer gibime geliyor. Kolay gelsin.

26 Ağustos 2009

Rubio Barcelona'da

Meselenin tadı kaçmaya başlamıştı, güzel oldu bu haber. E ben olsam, ben de Minnesota'ya gideceğime Barcelona'ya giderdim!

Rubio için Joventut'a ödenen bonservis 3.7 milyon euro. Sözleşme 6 yıllık, 2011'de NBA'e gitmek isterse de Barcelona'dan kolaylık görecek.

Allahın sevdiği kulu


Michael Beasley'nin psikolojik problemleri nedeniyle rehabilitasyon işine girdiğini, hatta bunu takım yöneticilerinin tavsiyesiyle yaptığını bilen vardır herhalde. Ben bu fotoğrafı geçtiğimiz gün görmüştüm, arkadaşın yeni dövmesi. Şu an nerede olduğuna şaşırmamak gerek.

Steve Nash'in diyeti


Bu söylentiyi geçtiğimiz gün okudum. Shaq'ın program fikrini Steve Nash'ten çaldığı söyleniyor. Bunun diyetini de executive producer yaparak ödemişler kendisini. İlgimi çeken kısmını yorumsuz aktarıyorum:

O'Neal stole Nash's idea.

Shortly after O'Neal was traded to the Suns in February 2008, Nash mentioned to his new teammate a reality show he was pursuing. It would feature the Suns point guard taking on professional athletes in their own sport.

The topic didn't come up again until early in the 2008-09 season, when O'Neal boarded the Suns bus and told the team he would be starring in a new reality show in which he would be taking on, you got it, professional athletes in their own sport.

"You mean the idea you stole from me?" one Suns representative said he heard Nash say.

Nash eventually sought out an entertainment lawyer, according to sources, which is why he now has an executive-producer credit and the compensation that comes with it.

When reached Wednesday, Nash would not confirm the story.