16 Mayıs 2008

İstemiyorum!


Euro 2008'in başlamasına az bir süre kala çürükelmalar da yavaş yavaş dökülüyor. Milan'la iyi bir sezon geçirmesine rağmen takımın içler acısı durumunu düzeltecek katkıyı yapamayan oyunculardan Clarence Seedorf, iki uluslararası şampiyonayı pas geçtikten sonra kadroya davet edilmişti. Açıklamalarından anlaşıldığı kadarıyla van Basten'in kendisine biçtiği rolden rahatsız, daha ön planda olmak istiyor: "Since my return to the national team, the right conditions have not been created to let me perform at my best and to effectively excel as the team member I always strive to be. We have seen from the past that some negative issues with the national team and players are recurring." Kısaca diyebilirim ki, Seedorf çağırılmadığı şampiyonaların yükünü van Basten'in omuzlarına bindirip bir nevi öc almaya çalışıyor. van Basten hem insan olarak, hem futbolcu olarak saygı duyduğunu söylemiş Seedorf'a, görmemiş resti.


Beni asıl şaşırtan ise Bojan Krkic'in yorgun olduğu gerekçesiyle İspanya Milli Takımından affını istemesi oldu. 17 yaşındaki bir adam, İspanya gibi bir milli takımın kadrosuna çağırılıyor ve yorgun olduğu için gitmeyi reddediyor. Endüstriyel futbol bakalım daha neler gösterecek bize? Haberi gördüğüm euro2008blog'da güzel yorumlamışlar hadiseyi: Too tired? Does anyone actually want to play in this tournament? Did it suddenly become the Carling Cup of international football or something? I’m not too happy about this, because youngsters like Bojan emerging on the scene are a big part of what makes a tournament so thrilling. But the 17-year-old would rather stay in bed than play on the big stage this summer. Maybe someone just bought him a copy of Grand Theft Auto 4? I hear it’s addictive.

3 yorum:

Benicio dedi ki...

Yanlız Seedorf'a çürük elma yakıştırması olmamış bana göre pek.

Van Basten, gençleştiriyorum diye almadı takıma 2006'da, formda olmasına rağmen Seedorf'u. Sonra eleme grubunda Seedorf tekrar oynamaya başladı ama arka arkaya oyananacak iki önemli maçta, Slovenya deplasmanında son 5 dakika soktu oyuna ve Seedorf maçı kurtaran golü attırdı. Buna rağmen 2-3 gün sonra en kritik maç olan Romanya maçında da son 2-3 dakikada oyuna soktu onu. Tahmin ettiğim Seedorf benzer bir yaklaşım göreceğini düşündü ve gitmemeyi tercih etti. Zaten röportajda da "Van Basten benden hoşlanmıyor, nokta." demiş. Turnuvadan sonra van Marwijk gelince geri dönecektir takıma Seedorf. Kaladze'nin kardeşinin kaçırılması olayında en güzel tepkilerden birini veren, her zaman duruşunu beğendiğim bir oyuncudur.

Aragones Krkic'i çağırmadan önce Barcelona'dan izin isteyecek haberleri vardı önceden ama ben onun mutlaka gideceğini düşünmüştüm. Ama bu haberler çıktığına göre İspanyollar da böyle bir durum bekliyordu muhtemelen. Son 2-3 yaz devamlı turnuva oynadı Krkic ama ilk kez bu sezon A takımla beraber yoğun maç temposuna ve antremanlarına girdi. Biraz hoşgörülü olmak gerek. Ha ben olsam ayağım kopsa giderdim, o ayrı.

verde dedi ki...

çürük elmagelmeyeceğini açıklayan oyuncularaitalyan basınında yapılan bir yakıştırmadır, hoşuma gittiği için kullandım ben de. yanlış anlaşılmış herhalde.

seedorf dünyada en sevdiğim oyunculardan biridir. hangi milli takımda olursa olsun çağıracağım ilk oyunculardan biridir. sadece duruşunu değil, oyununu, zekasını, hırsını hep takdir etmişimdir. benim yazıda açıklamaya çalıştığım şey başka.

ousvanbaaskay dedi ki...

seedorf konusunun aslında perde arkası olaylarını bilmek gerek..maraton programı vtr'si gibi oldu giriş ama açayım müsadenizle... öncelikle seedorf'un tutumu bence o kadar 'adam gidi adam' tutumu deil.. ha van basten'de sütten çıkmış ak kaşık deil ama orası ayrı...2006 öncesi van basten kadroda revizyona gitti bilindiği gibi ve seedorf'a biçtiği rol sağ kanattı..bu doorudur, yanlıştır tartışılır...seedorf'ta ben sağ kanat oynamam orta sahada oynatmassan giymem o formayı dedi...belki de sağ kanat oynarsam takımıma faydalı olamam o yüsden hiç gelmeyeyim dedi bilmioruz, kendisiyle görüşmek gerek..2006 dünya kupasına tarihinin en iyi eleme grubu performansını oynayarak gelen hollanda'da yüzler gülmeye başladı haliyle ve 15 mart 2006 gecesi milan ve barça arasında oynanan albertini'nin jübile maçı sonrası olaylar gelişti..seedorf, van basten'le görüşmek ve kadroda yer almak istediğini söylemiş...van basten ise kendisiyle görüşmeyi reddetmiş...şimdi burda bakınca van basten haklı bence zamanında kendisine bi rol biçtiği oyuncu milli formayı giymeyi reddediyor..genç jenerasyonun yakaladığı başarıyla gaza gelen seedorf'a 'hadi koçum bas git!' mesajı veriyordu ki bu mesaj bnce hollanda futbolu açısında öenmliydi çünkü cruijff'ten itibaren hollandalı oyuncular kendilerini takımlarndan büük görmeye başlamışlardı ve sonunda delikanlı hocanın biri çıkıp ''bu vatanın sizin gibi adamlara ihtiyacı yok, sen yoksan oynatacak adam buluruz'' demişti .. zaten hocasıyla sorun yaşamamış bir hollandalı yıldız sayın terkediyorum bu diyarı :)..bundan sonra dünya kupasında yaşanan olayları az çok biliyoruz...kupa boyunca tekme atmaktan başka bir şey yapmayan van bommel ve formsuz ruud'un milli takımdan kesilişi vs...2008 elemelerine geldiğimizde ise bu sefer van basten gençlerden istediği verimi alamadı maalesef..bunda robben ve van persie gibi 2 yıldızın sürekli yaşadığı sakatlıklar ve huntelaar'ın milli takımda sergilediği kötü futbol başlıca sebepler olarak sayılabilir...marco hocamda ben kendisine hak wermesemde gerçi hoca-oyuncu yaşanan olayları bilmiorum ve yorum yapamıorm ruud ve seedor'u kadroya yeniden çağırdı...seedorf'a bahsedildiği gibi çok fazla şans vermedi..bence 15 mart 2006 gecesinden sonra hiç vermemesi gerekirdi..sonuçta seedorf kadroya çağrılmasıan rağmen rolünü beğenmedi ve turnuva öncesi milli takım içerisinde gerginlik yarattı..ondan gazı van bommel ''bu hoca varken bende oyanamam'' tarzı çıkışlar yaptı ki..kendisine burdan sen kimsin yawşaaamm diorm..takımıma güweniorum işimiz zor ama marco güzel veda edecek gibi bi his var içimde..allah utandırmasın